Kalem Bizim Elimizde...

Mehmet YILMAZ

Kalem Bizim Elimizde…

Bugün, 1 Ocak 2026. Yeni bir yılın, yeni bir başlangıcın ilk günü… Aslında bugün, sadece bir tarih değişiminin yanında, iç dünyamızda da bir eşik olabilir. Geçmişle yüzleşmenin, geleceğe yeniden niyet etmenin, umudu yükseltmenin tam zamanı.

Bugün bembeyaz bir sayfa açalım. Yeni bir başlangıç, yeni umutlara yeni bir yol olsun…

Geride bıraktığımız 2025 ve önceki yıllar… Kimimiz için zorluklarla, maddi ve manevi kayıplarla, hayal kırıklıklarıyla doluydu. Beklemediğimiz insanlarda gördüğümüz yanlışlar çok daha derin yaralar açtı duygusal olarak.

Kırdık, kırıldık. İncittik, incindik…

Bazen bilerek bazen farkına varmadan… Ailemizle, dostlarımızla, arkadaşlarımızla aramıza mesafeler koyduk. Fındık kabuğunu bile dolduramayacak meseleleri büyüttük, meseleleri büyüttükçe de bağlarımızı küçülttük…

Bazen sebebini bile bilmediğimiz olaylara maruz kaldık. Bazen yanlışlar yaptık. Yaptığımız yanlışların karşımızdakine tahribatının farkında bile varmadık. Öyle anlar geldi ki yıllar önce yaşanmışlıklar ve hatta küllenmiş ateşlerler yeniden yakılmaya çalışıldı. Unuttuk geçmişte yaşananların geçmişte kalması gerektiğini. Küçük ihmallerin nasıl derin yaralar açacağını düşünmedik…

En acısı da kendi hatalarımızı karanlıkta mum ışığında ararken, başkalarının hatalarına projektör tutmaktı. Kendi yanlışlarımızı görmezden gelirken, karşımızdakinin kusurlarını büyüteçle büyüttük. İyilikleri küçültürken, hataları abartarak devleştirdik. Sonra da yalnızlıklara küskünlüklere şaşırdık.

Kırdık, kırıldık. İncittik, incindik…

Bugün 1 Ocak 2026. Bursa karlı bir sabaha uyandı. Kar nasıl ki her yeri örtüyor, altında kalanları görünmez kılıyor ve doğaya yeni bir nefes aldırıyorsa; biz de kalbimizdeki kırgınlıkları, pişmanlıklar örterek geride bırakabiliriz. Geçmişteki yanlışlardan dolayı hem kendimizi hem de bizi kıranları affedebiliriz. Affetmek unutmak değil, yükten kurtulmaktır.

Kırdığımız insanların gönlünü almak, bizi küçültmez, aksine büyütür. Bizi kıranları bağışlamak onların haklı olduğu anlamına da gelmez. Bağışlamak, özgür olduğumuz anlamı taşır ve yükümüzden kurtarır. Çünkü kırgınlık en çok taşıyanı yorar.

Bugün 1 Ocak 2026. Yeni bir yılın ilk günü. Yeni yıl yeni bir plan demektir. Ama bu plan sadece iş, para ve kariyerle sınırlı olmamalı. Bu planda sağlık, aile ve insan ilişkileri de olmalı.

Fiziksel sağlığımız kadar duygusal ve ruhsal sağlığımıza da planda yer almalı. Fiziksel sağlığımız için beslenme ve egzersize yer verirken, duygusal sağlığımız için de daha az yargılama, daha fazla anlamaya gayret etmeliyiz. Önce anlaşılmayı beklemek yerine önce anlamaya çalışmalıyız. Aynı zamanda geçmişin pişmanlıklarına esir olmadan onlardan dersler çıkarmalıyız.

Aile ve yakınlarımızda sevgiyi esirgememeli, ertelememeliyiz. Başkalarına gösterdiğimiz anlayışı önce en yakınlarımıza göstermeliyiz. Herkesin bizim gibi bakmak, bizim gibi görmek ve bizim gibi düşünmek zorunda olmadığını kabul etmeliyiz. Kısacası her insanın ayrı bir dünya olduğunu kabul etmeliyiz.

Unutmayalım duygusal sağlığımız, insanlarla kurduğumuz ilişkilerin aynasıdır. Kırık ilişkiler, çoğu zaman iç dünyamızdaki kırıklıkların dışa yansımasıdır.

Hiçbirimiz sonsuza kadar burada kalmayacağız. Bu dünyadan giderken yanımızda götüreceğimiz şey; unvanımız, egomuz, geçici itibarımız değil, karakterimizdir, merhametimiz, vefamızdır… Bugün ilişkilerimizi onarmazsak, yarın pişmanlıklarla baş başa kalabiliriz.

Geçmiş hatalardan pişmanlık duymak, ona mahkûm olmak demek değildir. Bugün geçmişin hatalarından ders alarak, geleceği inşa etme vaktidir. Hayatımızda asla umutsuzluğa yer olmamalıdır. “Yarına olan umudumuz bugünkü enerjimizin yakıtıdır.”

Bugün 1 Ocak 2026. Gelin tertemiz bir sayfa açalım. Kırgınlıkları geride bırakalım. Sevgiyi, merhameti ve anlayışı çoğaltalım.

Kalem bizim elimizde…

Sayfa bugün yağan kar gibi bembeyaz…

Yeniden yazmak, geleceği yeniden planlamak için bundan daha güzel bir gün var mı?