JACK NİCHOLSON VE GUGUK KUŞU…..

Gelincik Adam

Hayal kurmak, onu yaşamak, tüketmek ve yenisine başlamak; resim yapmaktan bahsediyorum. Çünkü ben resmi böyle yapıyorum. Ne yapacağımı, nereye hangi rengi ne oranda kullanacağımı önceden beyaz boş tuvalde hayalini kurarım. Hayal üzerinde değişiklikleri yaparım, resmi beyaz tuval üzerinde bitiririm ve boyamaya başlarım. Aslında o boş zannedilen beyaz tuvalde resim çoktan bitmiştir. Kimsenin görmediği veya bom boş dediği tuvalde bilseniz neler vardır neler. Ne fırtınalar kopmuştur, ne haykırışlar, ne başkaldırılar… Tuval boyanır, resim biter ve hayalde bitmiştir. Düşündün, yaşadın ve tükettin. Pekiyi kim bu tuvaldeki isyanı anlayacak derseniz. Hani vardı ya, bana damdan düşen birini çağırın diye.. İşte o damdan düşen sanatçıyı daha iyi anlar.. Frekansın tutması lazım…

Her yeni hayal bir yaşamdır, bir hikâyedir, bir tuvaldir. Ona takılı kalmazsın. Biter ve yeni bir öykü, hikaye, hayallere doğru yol alırsın...

Kabıma sığmadım, taştım derya oldum. Deniz aşırı yeni keşiflerin peşinden gittim. Yüreğimin götürdüğü yerlere… Gittim, gittim ve yine gittim...

Farkındamısınız yaşamımızda ne yaptıysak mutlaka önce hayalini kurmuşuzdur. Okul, iş, araba, çocuklar hatta evliliğimiz.. Ya olmazsa... Olmazsa olmaz ne yapalım yani. İlk aşık olduğumuz insanla mı evlendik, ama hayalini kurduk olmadı veya evlendik olmadı. Ama denedik, işleme koyduk, bir eyleme dönüştü. Olmayabilirdi de, hayal ürünü olarak da kalabilirdi..

Tam bu aşamada en sevdiğim cümle şudur. Eğer bir gün pişmanlık duyacaksan; hayallerini uygulamaya dönüştür, neden yapmadım diye değil de, neden yaptım diye pişmanlık duymalısın. Çünkü başarı hep yapanların, hayallerini uygulayanların olmuştur.

İcraata dönüşmeyen hiçbir hayalden başarı beklemeyin. Suya yazı yazmak gibi bir şeydir...

Şimdi anladınız mı neden Kanada’ya geldiğimi.. Bu benim hayalimdi. Başaracağımı da düşünüyorum.

Bazı sanatçı dostların dediği geldi hemen aklıma;

“O başaramaz, öyle kolay mı oralara gitmek, görürsünüz bakın  yarın döner gelir.”

Arkadaşım bir de olumlu düşün ya; başarırsın, sana güveniyoruz, arkandayız, sen yaparsın de, pozitif ol, destekleyici ol.. Sen sığ sularda yüzüyorsun diye herkesin de aynı sığ sularda yüzmesini bekleme. Ben okyanuslara, okyanus ötelerine gitmek, oralarda yüzmek, büyük balıklar avlamak istiyorum. Onun hayalini kuruyorum. Boğulma riskini almadan ben bunu başaramam ki!..

Ama birde başarırsam, boğulmadan karşı kıyıya geçersem var ya, bir karşı kıyıya geçersem var ya, zafer benimdir, zafer inananlarındır, yüreği olanlarındır. Sonra ne mi yapacağım? Tabii ki oradan sana el sallayacağım. Belli mi olur sende bir gün engin denizlere açılırsın. Karşı kıyıya yaklaştığında sana elimi uzatırım, kıyıya çıkmana yardımcı olurum...

Hayatımda unutamadığım bir film vardı. Guguk Kuşu.. 1975 ABD Yapımı.. Orijinal adı “One Flew Over the Cuckoo’s Nest” Milos Forman’ın yönettiği, Jack Nicholson’ın oynadığı muhteşem bir filmdi.. Bir sahnesi vardı. Jack Nicholson, akıl hastası olan arkadaşlarının yanında, ortada duran çok büyük bir mermer kütleyi kaldırabileceğini söylüyor. “Ben bu mermer kütleyi kaldırabilirim” diyor. Etrafında ki insanlarda uyuşuk ve miskin bir eda ile kaldıramazsın diyor. İddia büyüyor ve sonuçta Jack Nicholson kocaman mermer kütleyi kaldırmaya çalışıyor, zorlanıyor, uğraşıyor, deniyor olmuyor. Yönünü değiştiriyor, değişik açılardan uğraşıyor ama bir türlü olmuyor..

Epeyce uğraştıktan sonra kan ter içinde kalıyor.

“Evet kalkmıyor” diyor.. Etrafında olanlardan birisi gülüyor.

Jak Nicholson o muhteşem oyunculuk karakteriyle adama alttan bakıyor, işaret parmağını adama sallayarak.. “Ama denedim, ben kaldırmayı denedim, ya sen ne yaptın, ne yaptın?…..”

Hayatımızda ki Jack Nicholson’ları koruyalım, yaşatalım, destekleyelim. Onlar bizlerin enerjisidir, onlar bizlerin hayatına renk katan öncülerimizdir. Onlar paletteki renklerimizdir…

Yarın her birimiz Jack Nicholson olmaya hazır mıyız?

Ne dediniz duyamadım.. Başaramaz mıyız?

YA BAŞARIRSAK...

HİKMET ÇETİNKAYA