İYİ Parti'den parlamanter sisteme dönüş çağrısı

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Cihan Paçacı, Başkanlık Divanı sonrası yaptığı açıklamada, "Temel görüşümüz, çağın ihtiyaçlarına göre güçlendirilmiş parlamenter sisteme bir an önce geçilmesidir." dedi.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Cihan Paçacı, Başkanlık Divanı sonrası yaptığı açıklamada partili cumhurbaşkanlığı sistemine tepki gösterdi. Paçacı, "Partili Cumhurbaşkanı ve tek adam rejimi, bugüne kadar hiçbir sorunu çözemediği gibi, aksine bu sorunların kronikleşmesine yol açmıştır" diye konuştu.

İYİ Parti Sözcüsü Cihan Paçacı, gazetecilere yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Malumunuz olduğu üzere, 23 Haziran’da, İstanbullu seçmen, kendi şehrinin yöneticisini seçmiş ve büyük bir oy farkıyla 31 Mart’ta yaptığı gibi, yeniden İmamoğlu demiştir. Kendisine bir kez daha başarılar diliyor, İstanbul’a hayırlı hizmetler vermesini beklediğimizi ifade ediyoruz. Milletimiz bu tercihi ile birlikte, muhataplarına, çok önemli ve güçlü mesajlar vermiştir.

Aziz milletimiz sandıklarda; demokrasi ve özgürlükçü toplum yapısının kendisi için 'Siyaset üstü' değerler olduğunu ve bu değerlerden asla taviz vermeyeceğini, sonucu kabullenmeyen ve Yüksek Seçim Kurulu’na baskı yaparak milli iradeye darbe yapan AK Parti'ye, 800 bin oy farkı göstererek, 'Adalet'in ve 'Haklı'nın yanında olduğunu, egemenliğin kayıtsız şartsız şahıslara değil, doğrudan millete yani kendisine ait bulunduğunu güçlü bir şekilde göstermiştir. Bu sonuçla, kazanan milletimiz, kazanan demokrasimiz olmuştur. Kaybeden ise, millet iradesini yok sayıp terörist başından medet uman ve kendilerini milletin üstünde görenlerdir.

23 Haziran akşamı, sandıktan çıkan sonuçlara bakarak, herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi ve ders çıkarması lazımdır. Cumhur İttifakının kullandığı yalanlar çare olmamış, iftiralar yerini bulmamış ve 'Maskeli balo' son bulmuştur. Millet, kendisine 'Zillet' diyenlere, ayna tutmuş ve gereken cevabı sandıkta vermiştir.

“23 HAZİRAN SEÇİMİ 16 MİLYON İNSANIMIZA ZAMAN KAYBETTİRDİ”
Ama bu arada maalesef, Avrupa’nın en büyük mega kenti İstanbul’a ve 16 milyon insanımıza zaman kaybettirilmiştir. İstanbul, 80 gün sahipsiz bırakılmış, 21.yüzyılda 16 milyonluk Avrupa’nın en büyük şehrine 'Kayyum' atanmak gibi bir ayıba imza atılmıştır. 23 Haziran seçimi, sadece bir belediye seçimi olmadığı için, neticeler, muktedirlere başka mesajlar da vermiştir. Sandık sonuçlarının ortaya koyduğu bu mesajları, bu vesileyle muhataplarına hatırlatmak istiyorum; Milleti bölen, ayrıştıran ve siyaseti kirleten dilin millette karşılığı yoktur. Yüce milletimiz, nezaket ve zarafet dilini tercih etmiştir.

Siyasi çıkarlar uğruna haysiyet cellatlığı yapanların, bu yaptıklarının, 'Bumerang' gibi dönüp dolaşıp sonuçta kendilerini vurduğu açığa çıkmıştır. Milletimiz, kavga-gürültü, zorbalık değil huzurlu ve “Yarın” kaygısı hissetmeden rahat yaşamayı istemektedir. Ne kadar baskılanırsa baskılansın, insanımız, anayasal özgürlüklerinden ve temel haklarından asla vazgeçmeyeceğini beyan etmiştir.

Milletimiz en olumsuz şartlarda dahi feraset ve basiretini, cesaretle ortaya koyacağını bir kez daha göstermiştir. Tüm darbelere olduğu gibi, AK Parti'nin kurguladığı 6 Mayıs sivil darbesine de boyun eğmeyeceğini haykırmıştır. Sandıktan çıkan bu sonuçlar, demokrasimizin geleceği açısından milletimize umut vermiştir.

“PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜLMELİ”
Şaibeli bir referandum sonrası devletimizin 150 yıllık tecrübesine sahip parlamenter sistemden vazgeçilmiş ve ne olduğu halen tarif edilemeyen ve dünyada başka örneği görülmeyen bir ucube sisteme geçilmiştir. Partili Cumhurbaşkanı ve tek adam rejimi, bugüne kadar hiçbir sorunu çözemediği gibi, aksine bu sorunların kronikleşmesine yol açmıştır. Çağdaş dünyanın vazgeçilmez değerleri olan hukukun üstünlüğü ve çoğulcu demokrasi bu sistemle rafa kaldırılmış, otokratik yönetim bütün ağırlığıyla siyasal sistemin üzerine çökmüştür. Bu kaotik sistem, sorunları çözmek bir yana, yeni sorunlar ve krizler üreten hastalıklı bir yapıya dönüşmüştür. Yaşadığımız ekonomik krizin temel sebebi de, bizzat sistemin kendisidir. Bu sistem değişmediği sürece, salt ekonomik tedbirlerle ekonomik krizin aşılması da mümkün gözükmemektedir.

İYİ Parti olarak temel görüşümüz, çağın ihtiyaçlarına göre güçlendirilmiş parlamenter sisteme bir an önce geçilmesidir. İktidar erkinin, tek bir kişi tarafından ya da yakın akraba ve yandaşlarca değil, anayasal kurumlarca kullanıldığı bir 'Kurallar ülkesi' olmalıdır. Kamu hizmetlerinde, ehliyet ve liyakat yeniden tesis edilmelidir.Türkiye yatırım, üretim ve istihdamı konuşan, ihracat seferberliğini başlatmış ve dünya ile rekabet eden bir ülke, ekonomimiz ise, 'Üreten ekonomi' haline gelmeli, ithalat seviciliğine son verilmelidir. Basın, iktidarın emrinden çıkarılıp, özgürleştirilmelidir. Parlamento ve diğer demokratik kurumlar yeniden işler hale getirilmelidir.

Ve bunlar bir an önce yapılmalıdır.İzlenmesi gereken yol, partiler arası diyaloğun başlatılması ve gerilim stratejilerinin terk edilerek milletimizin ve devletimizin problemlerine çözümler üretilmesidir. Siyaset sahnesinde var olduğu günden bugüne kadar, İYİ Parti hep bu amaçların hayata geçirilmesi mücadelesini vermiştir, iktidara uyarılarını hep bu yönde yapmıştır. İki yıla yaklaşan siyasi ömründe, 'Türkiye’ye İYİ gelecek' sloganı ile milletinden yetki istemiş, bu yetki ile meclise girmiş, milletimizin dert ve isteklerini kürsüye taşıyarak O’nun sesi ve soluğu olmuştur. Bu kadar kısa zamanda İYİ Parti, gerçekten Türkiye’ye iyi gelmiş, tüm kesimlerin umudu olmuştur.Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener ile, Türkiye’de bir şey değişmiş ve her şey 'Değişim' evresine girmiştir. Sayın Akşener, 'Türkiye’yi gülümseten lider' olarak siyasi tarihteki yerini şimdiden almıştır.

“17 YILDA HARCADIĞINIZ PARAYLA…”
Salı günü AK Parti, Çarşamba günü de MHP grup toplantılarını yapmıştır. Genel Başkanları bazı değerlendirmelerde bulunmuştur. Her iki Genel Başkanın konuşma üslubuna bakınca, değişen bir şey olmadığını, 23 Haziran’da milletimizin, bu nobran üsluba verdiği mesajı, maalesef algılayamadıklarını üzüntüyle müşahede ettik. İYİ Parti olarak yaptığımız eleştirilerden, iktidar partisinin istifade etmesini beklerdik. Muhalefet elbette eleştirecektir. Bu görevi millet vermiştir. İktidarın yetkilerini nasıl kullandığının, milletin parasının nasıl ve nerelere harcadığının tabi ki, takipçisi olacağız. 'Yol yaptım, köprü yaptım, tünel yaptım' diyorsunuz. Elbette milletimiz hayrına yapılan her işten biz de memnuniyet duyarız. Ancak şu soruların cevabını da almak zorundayız. Bu yatırımlar, 17 yıl gibi uzun bir süre tek başına iktidar olmuş bir parti için, başarı sayılabilir mi? Diğer bazı ülkelerin benzer yatırımları ile kıyaslandığında milletimize maliyeti nedir? Bu yatırımların maliyetlerinin benzerlerine kıyasla çok yüksek olduğu, sadece bugünkü nesli değil, gelecek nesilleri de borçlandırdığı ve ülke ekonomisini ipotek altına aldığı ve bu yolla üç beş yandaş müteahhittin fahiş kazançlar elde ederek 'Karun' kadar zenginleştiği herkesin bildiği gerçeklerdir. Sorularımızdan rahatsız olmayacaksınız! Bugüne kadar sizlere bu sorular sorulmamış olabilir ama artık İYİ Parti var, soracak ve milleti adına cevap isteyecektir. Sayın Erdoğan, 17 yıllık icraatlarınıza baktığımızda siyasi karnenizin kırıklarla dolu olduğunu görüyoruz. Ortaya koyduğunuz performans övünme değil, aksine dövünmeyi gerektirmektedir.17 yılda kullandığınız milletin parası olan, trilyonlarca dolarla, değil köprüler, yollar, tüneller yapmak; Türkiye yeniden inşa edilebilirdi. AK Partili yıllar, kesinlikle “İsraf yılları” dır.Kamu kaynaklarının çar çur edildiği, milletimizin topyekün zenginliğinden ziyade, yandaş üç beş kişinin zengin edildiği yıllardır. AK Parti Genel Başkanı, 'Hanımefendi' diyor, 'Sözde' siyaset yaptığımızı söyleyerek, kendince küçümsüyor. 'Beyefendi' ye şunu ifade etmek durumundayız:Henüz iki yıl önce siyasi hayatımıza girmiş bir partinin nelere muktedir olduğunu, uyguladığı etkili politikalarla neleri başardığını herkes görmüş, bu siyaset üslubunu sevmiş ve İYİ Parti liderini baş tacı etmiştir.Bu başarıyı tebrik etmenizi zaten beklemiyoruz. Kaldı ki, önemli olan milletin teveccühü, milletin tercihidir.Kendi açınızdan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in başarılarını görmek istememekte haklı olabilirsiniz. Hatta üstlendiği her vazifenin altından başarıyla kalkıp yoluna devam ettiğini, 25 yıl aktif siyasetin içinde kalabilen, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada 'Tek kadın siyasetçi' olduğunu ifade etmek sizin için kolay olmayabilir. İki yıl önce kurduğu partisiyle girdiği ilk genel seçimde, partinize meclis çoğunluğunu kaybettirdiğini, ilk yerel seçimlerde ise, yerel yönetimler hegemonyanıza son verdiği gerçeği sizi Genel Başkanımız hakkında yanlış ve yakışıksız beyanlar vermeye de götürmüş olabilir. Ama isteseniz de, istemeseniz de milletin umudu haline gelen Genel Başkanımız, bildiği doğruları dillendirmeye, İYİ Parti, milleti adına muhalefet görevini layıkıyla yapmaya devam edecektir.

“DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ İNSANLIK DIŞI ŞARTLAR DİLE GETİRİLMELİ”
Son olarak şu hususu hatırlatıp açıklamamı tamamlamak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı, bilindiği üzere, önümüzdeki günlerde Çin’e bir ziyaret gerçekleştirecektir. Bu ziyarette, Doğu Türkistan’da yaşayan soydaşlarımızın, içinde bulunduğu olumsuz ve insanlık dışı şartların, Çin Hükümeti yetkilileri nezdinde net bir biçimde dile getirilmesini ve bu sorunlara çözüm bulunmasını beklediğimizi ifade etmek istiyorum."