İman yerine geçirilen kimlik

Halil KONUŞKAN

Yaşantılarına, yaşam tarzlarına, inançlarına, değerlerine tutum ve tavırlarına fütursuzca saldıranları fark eden dindar çoğunluk aynı zamanda elinde ki oy gücünü de fark etti.

İmanlarına saldırıyı durdurduğunu düşündükleri insanı bir kurtarıcı hatta imanlarının bile kurtarıcısı olarak görmeye başladılar. O’na karşı olan herkes için eski alışkanlıkla hükmetmeye başladılar. Ona karşıysalar kendilerine de karşı olmalıydılar. Çünkü bu insanlar kendilerini bu siyasi figür ile neredeyse özdeşleştirmişlerdi.

Din karşıtlığı ve din düşmanlığının yapıldığı, dindar olanların bırakın ötekileştirilmesini işkenceye tabi tutulduğu, kurşunlandığı yıllarda arazi olanlar bedel ödemeden sadece istismar ile mevzi sahibi oldular.

Daha şiddetli bir toplumsal patlamanın yaşanmasından korkan bazı çevreler ve dış güçlerin önünü açmasıyla Recep Tayyip ERDOĞAN’a dayatmacı jakoben tavırlı yarı aydınların laiklik elden gidiyor yaygaralarını durdurabilme fırsatı doğmuştur. Bu sebeple Türk siyaset tarihinde başörtüsü sembolü üzerinden din düşmanlığını kovan başbakan olarak geçecektir.

Ama o kadar! Başkaca bir meziyeti ve misyonu olmadığı gibi mevcut misyonu da bitmiştir.

***

İmanlarını koruma altına alanlar bir müddet sonra imanlarının emrettiklerine aykırı davranışları bile görmemeye başlamışlardı. İmanlarının içini boşalttılar, yerine kimliklerini koydular. Aynen bir şapka gibi, bir takke gibi… Çünkü korumaya çalıştıkları imanları artık onların kimliği olmuştu;

Muhafazakar Müslüman kimliği.

İşte kendilerini kapatmalarının nedenlerinden biri…

Siz ne kadar yırtınırsanız yırtının. Savundukları insanın yalanlarını, hakaretlerini, hırsızlıklarını, ihanetlerini ne kadar dile getirseniz de onlara bir şey anlatmanız mümkün değildir.

Çünkü bu insanlar olaylara sizin baktığınız yerden, sizin baktığınız açıdan ve sizin baktığınız mesafeden bakmıyorlar.

Onlar bir zamanlar ötekileştirildikleri ama şimdi ötekileştirdikleri yerden bakıyorlar. Oradan bakınca ne hırsızlık görünebiliyor, ne ihanet.

Muhafazakar Müslüman kimliğini yüklenen insanlarımız akıllarını, muvazenelerini, hafızalarını yeterince kullanmayıp olayların farkını fark edememekte hatalıdırlar.

Zamanında kendilerinin horlanması yanlış bir davranış iken bugün devlet ve milletimiz açısından daha büyük tehlikelerin ayırımını fark edemeyerek, başkalarının horlanmasına sessiz kalarak hatalıdırlar.

Ama onları kullanan siyasi figüre bu imkanı veren züppelerin hiç mi kabahati yok? Bu züppeler toplumumuzu öyle bir açmaza soktular ki, işin içinden çıkmak oldukça çok zor hale geldi.

Karşılaştığımız realitenin sorumlusu züppe ve soytarılar zaten ettiklerini buluyorlar. Bir halt karıştırmaya güçleri ve takatleri bile kalmadı.

Ülkemizi kurtarmamız için bir yerden başlamak gerekiyorsa eş, dost, akraba her kim sahte ümmetçilerin siyasi kervanına lojistik destek sağlıyorsa onların vicdanlarına seslenmek olmalıdır. Onlara bizi kırdıklarını, üzdüklerini oysa bizlerin bunu hak etmediğimizi hissettirmeliyiz. Onlara dostluk ambargosu uygulamalıyız. Mesafeli olduğumuzu hissettirmeliyiz. Vicdandan bir yol bulabiliriz. Çünkü orada Allah’a açık bir kapı daima bulunur. Vicdanlarını dinletmeyi başarabilirsek belki bir çıkar yol buluruz.

Yoksa sonumuz felaket!