Ilgaz’ın Doruğunda Bir “UCUBE”...

Zeynel KOZANOĞLU

Ilgaz’ın Doruğunda Bir “UCUBE”...

İnsanı diğer yaratılmışlardan ayıran özellikler nelerdir? Başta akıl elbet. Ama akıl yetmez. İnsanın bu aklı kullanma yetisi de gerekli. Sonra hakka hukuka uygun davranmak... Daha sonra eline geçmiş gücü gerektiği yerlerde gerektiği gibi kullanmak...

Ve emanete hiyanet etmekten kaçınmak... Belki daha fazla nitelikler var ama burada duralım.

Günümüzden yıllar önce Ilgaz dağına piknik için çıkmıştık.  Tepeye yakın bir geniş alanda bir göl var. Yakın akrabamız Kadir Kaya Ilgaz dağının kurdu olmuş. Buraları köşe bucak biliyor. Yiyeceğimizi yedik, ayranlarımızı içtik. Ülkemizin, toprağımızın güzelliğiyle gurur duyduk.

Ve fakat ben oradan içim kan ağlayarak ayrıldım. Neden mi?

Bu yazının altında yer alan fotoraflara bir göz atın lütfen. O güzelim göl ve aynı karenin içinde bir “ucube”.

Şimdi soruyorum. Birisine öykünerek hem de “Eeeeeyy” diye başlayarak soruyorum:

“Eeeeey Çankırı’yı yönetenler! Vali olarak, Vali muavini olarak görev yürütenler!

Eeeeey Fen müdürleri, İmar yetkilileri, defterdarlar,  eli devletin parasına değenler!

Ve de  eeeeeyy içinde vicdan taşıyanlar!

Eeey devletin bir kuruşunu israf etmeme yolunun yolcuları!

Ilgaz Dağının tepesinde, kuş uçmaz kervan geçmez o tenha alanda yapımı yıllar önce tamamlanmış bir bina var. Tamamlanmış ve doğanın acımasızlığına terkedilmiş bir bina. Yerleşim birimlerine yakın olsa, insanlar tuğlasını, kapısını, kiremidini belki kapışır.

Ama burası en yakın kasaba Ilgaz’a kilometrelerce uzakta. Çevrede in yok, cin yok.

Bu dağ başında o koca binanın işi ne? Bir uçaktan düşmüş olabilir mi? Türkiye’ye düşman güçler bir gece yarısı gelip o ucube’yi oraya kondurmuş olabilir mi? Yoksa “Buzlar çözülmeden” adlı tiyatro oyununda olduğu gibi Çankırı’yı bir süre için deliler ele geçirdi de, bu bina o delilerin eseri mi?

Hangi kafa burada bu binanın yapılmasını akıl etti? Hangi küçücük beyin bu binanın yapımına “evet” dedi. Hangi zıpır buraya bunca malzemeyi taşıdı. Burada aylarca çalışan hangi onlarca işçi “Bu binayı buraya biz niye yapıyoruz beyim?” diye sormadı.

Ve benim zaten yoksul insanlarımın kazancından kesilerek oluşturulan bütçeden bu yapı için para veren hangi el felç olmadı? Hangi yönetici Allahından bulmadı? Yıllardır burada gerçek bir ucube olarak çevreyi kirleten bu kadavra nasıl da kimseyi rahatsız etmedi?”

Oraya birkaç yıl önce yine gittik. Değişen bir ey yoktu. Şimdi son sorumla bu yazımı bitiriyorum.

“Ve bu gerçek ucube burada doğayı kirletmeye daha ne kadar devam edecek? Yöneticilerimiz uyuyor mu?”

...

Bu kadarla yetti mi? Geceyi Kurşunlu’da Çavundur kaplıcalarında mı geçirdiniz? Bir hemşehrinize “Affedersiniz, Bayramören yolu hangisidir?” diye mi sordunuz. “Bayramören’de ne işin var?” demeyin, o sayfayı açmaya hiç niyetim yok.

Hayruş’umla birlikteyiz ya, Fizan’a gitmek beni yormaz... DI... Şimdi değil, on yıl kadar önceydi. Şimdi araba sürmeyi kendime yasakladım. Yürümeyi de ayaklarım pek sevmiyor. Her neyse efendim, Bayramören yolunu bilenler bilmeyenlere anlatsın.

Sırat köprüsünden hallice yollarda biz çiçek toplaya toplaya Bayramören’i bulduk. Kasabaya girer girmez sola bir yol giriyor. O yol boyunca üç beş kilometre bıçak sırtında gittik. Derenin içinde, güzelim çayın kıyısında bir koca bina daha...

Bayramören’in bütün nüfusunu sopayla kovalayacak olsanız bu yana bir tek kişi kaçmaz. “Sen ne geziyorsun?” diye sormayın dedim ya. Oracıkta bir balık çiftliği var. Bir şeyler yiyelim dedik. Ve sorduk:

“Arkadaşım bu koca bina burada neyin nesi?”

Şehrin dışında, yolu yol değil, konu komşu yok. Böyle bir yere kim gelecek ola ki?

Ben o arkadaşların yalancısıyım, “Çankırı Valisi için yapıldı” dediler. Ne olur ne olmaz, Vali Beyin bir gün buraya geleceği tutarmış. Kardeşim deli misiniz? Ben bilmeden bu yolu göze aldım da geldim. Vali yol iz bilir. Buraya gelmeyi göze alır mı?

Ve o günlerde o villada temizlik yapılıyordu. Hatta yatak filan da getirenler vardı. “Otel olacak” dediler. O gün bugündür haber alamadım ama, o derenin içinde alt yapı yok, üst yapı yok. Elektrik su hak getire. Ama bana öyle geliyor ki, burada beş yıldızlı ve on iki yataklı bir otel açılmış da işletiliyordur... Ve yine bana öyle geliyor ki, yıllık carî açığımızın büyük bir bölümü de bu otelden karşılanıyordur.

Yaşasın akıl, yaşasın Çankırımızı yönetenler...