Hırsız, Remziye abla ve alzheimer…

Hülya SEZGİN

Yedi-sekiz yıl öncesiydi. Artık aile gibi olduğumuz yan komşum Özden üzüntüsünü dile getiriyordu. Bir süre önce annesinin evine hırsız girmişti. Hırsızla ansızın burun buruna gelen Remziye abla büyük bir korku yaşamış, sonrasında hırsız kaçsa da o şoku atlatamamıştı!..

"Hülya abla annem sürekli bir dalgınlık, sessizlik, konuşmama, unutma durumları yaşıyor. Kaç kez doktora götürdük. Pek çok tetkikler yapıldı. İlaçlar kullandı, ancak durum her geçen gün geriye gidiyor. Çok üzülüyorum..."

Aradan zaman geçti ve Remziye ablaya Alzheimer teşhisi kondu. Şerefsiz hırsız Remziye ablamın yalnız malını değil, yaşamını da çalmıştı...

Her karşılaşmamızda hal-hatır sormadan bırakmayan sevgi dolu Remziye ablam gördüğünde başını çeviriyordu. Çünkü beni hatırlasa da söyleyeceği sözcükleri anımsayamadığından kaçıyordu. Özden hayırlı evlat, eşi Gürkan ise vicdanlı. Özden’i hep destekledi... Özden, sık sık annesini doktora götürdü. İyi olacağına inandığı ne duyduysa yapmaya çalıştı. Ozon uygulamasına götürdü, hindistancevizi yağını hâlâ kahvaltıda tüketiyorlar...  Çamaşırlarını yıkadı, evini temizledi, yemek yaptı...

Bu arada babası Kemal abi ise elli yıllık eşinin bu durumunu kabullenemiyordu. İlk önceleri biraz tepki koydu... “Konuş!” diye baskı yaptı, ama sonuç değişmiyordu. Özden onu da doktora götürdü. Psikolojik destek gördü Kemal abi. Şimdi iyi... Kabullenmiş durumda. Remziye’sini gezmeye götürüyor. Bebeği gibi kollayıp, gözetiyor. Bir de yardımcı hanım buldular. Aileden biri gibi kabul gördü Gül hanım. Çok memnunlar. Durumu kabullenmiş olarak en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorlar…

Güzelbahçe Kent Konseyi yürütme kurulunda değer verdiğim bir doktor arkadaşım var Aysel Gürsoy hocam. Türkiye Alzheimer Derneği Onursal Başkanı. Bu illete yakalanmaması  için toplumu sürekli bilgilendiriyor. Gönüllü etkinlikler yapıyor. Hatta sağ olsun bir gün Özden’e gelerek Remziye ablayı gördü. Kemal abi ve Özden’e altın değerinde önerilerde bulundu. Hatta bunlardan biri hiç aklıma gelmeyen balkona demirler taktırmalarını söylemesi idi. Çünkü yüksek olduğunu algılamayıp aşağıya atlayabilirmiş... Aynı bir çocuk gibi!.. Ayrıca bir de “Hastalarımızı yalnızca ilaçla değil, uygun davranışlarla rahatlatabiliriz” diye ekledi...

Son yıllarda sıkça duyduğumuz bu hastalığa sebep ise zamanında güzelim bakırları satıp “kalay istemiyormuş!” diye baş tacı ettiğimiz alüminyum, hareketsiz bir yaşam, beyni ve vücudu çalıştıracak şeyleri yapmama yani kısacası tembellik imiş!..

Hastalığı düşündüren uyarıcı bulgular ise:

“Hafıza kaybı, alışıldık işleri yapma güçlüğü, lisan problemleri, zaman ve yere oryantasyon bozukluğu, karar verme yetisinde bozulma, soyut düşünme bozukluğu, eşyaları yanlış yere koyma-kaybetme, duygu durum ya da davranış değişikliği, kişilik değişiklikleri, bir işe başlama yeteneklerinde kayıp” imiş.

Bu bulgulardan en az üçünü hissediyorsanız doktorunuza başvurunuz diyor Aysel hocam ve korunmak için ekliyor:

"Bilgiye ulaş - Planlı yaşa - Kitap oku", "Dengeli beslen - Su iç", "Hareketli ol - Yürüyüş yap"

"Müzik dinle - Dans et", "Aile, akraba, komşu önemli - Sosyal ol"

"Yeni bir kişi tanı - Yeni bir iş öğren", "Sakin ol - Sade yaşa - Gülümse"

"Alzheimer de yüz yıldır yakalayamadığımız bir hırsız. Her gün anılarımızdan çalıyor" diyor Aysel hocam.

Bir başka hasta yakınına ise doktoru demiş ki "Hastanın durumu git gide zorlaşacak... Bizim için siz önemlisiniz. Lütfen günlük hayatınızdan kopmayın. Annenizin günlük ihtiyaçlarını tuvalet, yemek gibi karşıladıktan ve tehlike olarak gördüğünüz mutfak, sokak kapısı gibi kapıları kilitleyerek evi terk edin. Çıkın dolaşın, arkadaşınıza gidin, işlerinizi yapın. Kim ne derse desin, .kulaklarınızı tıkayın... Bunları yapmazsanız sizi de kaybederiz..."

Ben tavsiyelerine uydum. Gerçekten bakan için çok zor günlerdi. Benim de böyle hastası olanlara bir tavsiyem olacak... Hastayla inatlaşmadan onunla tiyatro sanatçısıymış gibi oynayın. Biz üzülsek de hep öyle yaptık." diye ekliyordu.

Bir karikatür görmüştüm; Banka oturmuş iki yaşlı kadından biri diğerine soruyordu "Benim aklımı başımdan alan Almanın adı neydi?” diye. Diğeri yanıtlıyordu “Alzheimer”.

Aysel hocam genel talep doğrultusunda bir oluşumun içinde. Geleceğimizi düşünerek benim de böyle bir şeye girmek, olsa ne güzel olurdu diye düşündüğüm projeyi Aysel hocama sorduğumda şöyle anlattı:

"Aktif Yaşa, Alzheimer Olma" projemiz kapsamında “Anılar Yaşam Evleri Konut Yapı Kooperatifi” şöyle:

Tapusu sizin olacak, miras bırakabilecek, bir huzurevinde olabilecek yaşam destek hizmetlerinden istediğinize ve istediğiniz sürece yararlanabileceksiniz. Evinizde istediğiniz kadar, istediğiniz diğer yakınlarınızla kalabilecek, mümkün olan her işinizi isterseniz kendinizin yapabilecek, isterseniz yardım alabileceksiniz. Dilerseniz kiraya verebileceksiniz. Yönetim ve işletmesinde bir oy hakkınız ile söz sahibi olacaksınız. Toplu yaşam kurallarına uymak koşulu ile bağımsız, özgür ve aktif bir yaşam sürmek olanakları ile huzurevinden farklı, huzurevlerine gereksinmemizi azaltmak, evimizi terk etmenin psikolojik travmasını yok etmek, mali yükünü azaltmak amaçlı hazırlanmış sosyal bir  destek projesi.”

Benim anladığım oturduğumuz evimizden artı olarak huzurevinin tüm imkanlarından belli şartlar çerçevesinde yararlanabileceğiz. Bence harika bir olay. Bir de bu projeye "yalnız yaşlılar girecek" diye bir kural yokmuş. Gençler de girebilecekmiş. Yeni ev alacak olsam bu kooperatife girerdim. Yine de belli olmaz...

Bu arada geçenlerde bir gazete haberinde “Bunamamak için resim yapın” diyordu. Aysel hocam "Saz çalmak, türkü dinlemek, türkü söylemek de çok iyi geliyor" dedi. Hadi gene iyiyim. Ben ucundan yırttım gibi...

Bu arada Güzelbahçe Kent Konseyi ve Belediyesi destekleri ile Aysel hocam ve çalışma grubu 29 Ocak 2020 Çarşamba'dan itibaren her ayın ilk Cumartesi günü saat 11:00'de Yalı Mahallesi Gece Pazarı’nda "Yelpaze Dansı" etkinliği başlatıyor.

Aysel hocamdan konu ve Anılar Yaşam Köyü hakkında bilgi almak isteyenler için iletişim bilgisi ise şöyle:

Aysel Gürsoy cep tel: 0530 6143205 - www.anilaryasam.com.tr