HDP'ye devlet bakışı...

Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan kendisini sıkıntıya sokan bazı kararlarda, “bu bir devlet projesidir” anlamına gelen açıklamalar yapar. Eğer işin sonu başarılı olur ve siyasi rant getireceği anlaşılırsa derhal sorumluluğu üstlenir. “Biz yaptık” vurgusuyla oy kazanmaya çalışır. Bu yüzden soyut bir devlet kavramı ile yapılan açıklamalara ihtiyatlı yaklaşırım.

Ancak Türkiye’de hala bürokratik kademelerde, (kararları belirleyen değilse de) karar alma mercilerini etkileyen bir “devlet aklının” olduğunu düşünüyorum. Son derece kritik dönemlerde alınan stratejik kararlarda kendini hissettiren bir vakıadır bu.

Halen HDP ismiyle devam eden, PKK terör örgütü güdümündeki siyasi partilerin faaliyetlerine bugüne kadar izin verilmesi, müsamaha gösterilmesi (doğru da bulsak yanlış da olsa) böyle bir devlet aklının eseridir.

Bu partiye her yıl milyonlarca lira (2021 bütçesinde 57,5 milyon TL) Hazine yardımı yapılmakta. Halkımızın çoğu Hazine yardımına ve partinin milletvekillerine yapılan ödemelere kızmasına rağmen devlet HDP’nin kapatılması için harekete geçmedi.

Çünkü bu konu çok boyutlu ve çözümü çok karmaşık bir meseledir. PKK/HDP’nin ABD/AB ve Rusya başta olmak üzere ciddi dış destekleri vardır. PKK ve uzantıları ABD’nin bölge tasarımındaki iş ortaklarıdır.

*  *  *

TARİHİ TECRÜBELERİMİZ

Osmanlı dönemde 1806-1920 yılları arasında o zamanki süper devlet İngiltere’nin Kürt aşiretlerini kışkırtmasıyla 13 “Kürt İsyanı” olmuştu. Cumhuriyet döneminde devam eden isyanların sonuncusunu, PKK’nın yürüttüğü 25. isyanı yaşıyoruz.

PKK terör örgütü ile yaklaşık 40 yıldır süren mücadelede çeşitli yöntemler denendi.

AKP döneminde, önce “Kürt Sorununa demokratik çözüm” veya “çözüm süreci” denildi. PKK/HDP ile müzakere edildi, hatta “Dolmabahçe Mutabakatı” denilen bir nihai belge okundu. Sonra ne olduysa mutabakat bozuldu ve yeniden “terörle mücadele” yöntemine geri dönüldü.

Erdoğan ve AKP, “çözüm sürecinin” ana aktörlerinden biri olarak HDP’yi seçtiğinde de bu partinin PKK ile ilişkisini biliyordu. Zaten HDP bu ilişkisi sebebiyle taraflardan biri olmuştu. PKK örgüt liderlerinin Kandil ve İmralı’dan gönderdiği mesajları devlet yetkililerine aktaran, meydanlarda, TV’lerde halka okuyan ve “Dolmabahçe Mutabakatını” açıklayanlar HDP Eşbaşkanları ve milletvekilleri idi.

AKP, parti kapatmayı zorlaştıran kanunları çıkarırken sadece kendisini düşünmüş değildi. HDP’nin öncüsü olan partilerin kapatılmasının bir fayda sağlamadığı kanaatine de varmıştı.

Bugün de HDP kapatılsa yedekte tutulan bir parti şemsiyesi altında varlığını devam ettirecektir.

Dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezlekeleri TBMM’ne gönderilen milletvekillerinin tutuklanması gündemde. Buna benzer tecrübeyi de daha önce 6 DEP’li milletvekilini Meclis kapısında tutuklandığında yaşadık.

22 Ocak 1994’te PKK Mardin’de iki köyü basmış ve 20 vatandaşımızı vahşice katletmişti. Bunun üzerine dokunulmazlıkları kaldırılan 6 DEP’li milletvekilinin hapse konulması, yerine kurulan partinin oyunu ve dünya kamuoyunda desteğini artırmıştı.  

*  *  *

SİYASİ TUZAK

Elbette sonucu ne olursa olsun, suç işleyen milletvekili de olsa cezalandırılmalı, şartları oluştuysa parti de gecikmeksizin kapatılmalıdır.

Ancak HDP’li 9 milletvekili hakkında Meclis’e gönderilen dokunulmazlık fezlekeleri Kasım 2014’teki “Kobani olaylarıyla” ilgilidir. 

Peki, neden 6,5 sene beklendi? Kaldı ki, Kobani olaylarında AKP hükümetinin yanlışları da çok büyük olmuştu.

Şu hâlde verilen karar siyasidir.

Böyle bir siyasi kararı verirken acaba devlet aklı devrede midir? Yoksa kısa vadeli seçim hesapları mı etkilidir?

Bütün anketler AKP-MHP ittifakının mevcut şartlarda seçim kazanamayacağını gösteriyor. Bunun için iki şeyi birden yapmak zorundalar.

Önce kendi seçmenlerini konsolide edecek bir “milli mesele” yaratmak. Bu meselede iktidardan farklı politik yol gösterenleri “hain” ilan etmek. İkincisi de CHP- İyi Parti- SP ittifakında çözülme yaratmak.

HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlık fezlekesi bu amaç için planlanmış bir siyasi tuzaktır.

*  *  *

YETER Kİ POLİTİKANIZ İSTİKRARLI OLSUN

AKP bütün önemli meseleleri ve ortak değerlerimizi siyasi hesapları için kullanmayı adet edinmiş bir partidir. Şu anda HDP’nin kapatılmasının kendisine seçimi kazandıracağını bilse derhal kapatır.

HDP kapatılsa 6 milyon civarındaki HDP seçmeninin AKP’ye kaymayacağını iyi bilir. Çünkü her hafta anketlerle halkın tavrının ne olacağını ölçtürmektedir.

Bu mesele, anketlerde hızla partilerinden uzaklaştığı görülen AKP-MHP seçmenlerini tutmak ve Millet İttifakını bölmek için tuzak olarak kullanılacak.

Ülkenin temel meselelerinde kendisini hissettiren devlet aklı uzun vadeli stratejik planlara odaklanır. Günlük siyasetin kısa vadeli hesaplarıyla sapmalar yapmaz, yapmamalı.

Bölgede dört parçalı “Büyük Kürdistan projesinin” iki ayağı tamamlanmak üzeredir. Irak’ta Barzani devleti kuruldu, Suriye’de PKK/PYD devleti kuruluşunu bitirmek üzere. PKK ile mücadele bizim için hayati bir mesele.

Devleti yönetenlerin bu konuda tercih edebileceği iki yol var:

Eğer PKK uzantısı olan bir siyasi partiye hayat hakkı tanımamak bir strateji olarak benimsendi ise kapsamlı bir program dahilinde, kararlılıkla uygulanmalıdır.

Çünkü en kötü karar kararsızlıktır.

Bunun aksi bir tercih yapıldıysa yani Kürt asıllı vatandaşlarımızın "TBMM bizim de çatımızdır" inancında olmasına çalışılacak, "dağda değil ovada siyaset" özendirilecekse, burada da çok kararlı ve dikkatli bir politika izlenmelidir.

“PKK’nın askeri gücünü azaltırken, HDP’nin siyasi gücünü artıracak yeni bir strateji” izlenecekse asla “çözüm sürecindeki” hatalar tekrar edilmemelidir.