Halk kazandı...

Neşe DİLEKÇİOĞLU

Bodrum Gündoğan'a yerleşeli tam yedi ay oldu. 

Seçimlerde oyumuzu burada kullandık.

Her oy veren duyarlı vatandaş gibi çevremizde olumlu ya da olumsuz her şeyi gözlemlemek elbette olması gereken bir davranış.

Yaşam alanlarını daraltan, halka ait olan yerlerin işgâl edildiğini görünce önce insan, sonra sanatçı duyarlılığı ile karşı koymak, haklarını bilen, arayan bir insan olarak yapılması gereken neyse elini taşın altına koymakla olur düşüncesindeyim.

Daha önceki yazımda "Sahiller halkındır" demiş içeriğini sizlerle paylaşarak takipçisi olacağım sözünü vermiştim.

Sözümü tuttum.

Bodrum Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras beyefendiyi WhatsApp'ından başlayarak, Bodrum Belediyesi'nin şikâyet hattından ve hatta Halkla İlişkiler birimini  arayarak olanları anlattım.

İlgilendiler sağ olsunlar...

Kalıcı çözümler aradıklarını, halk plajlarını işgâl eden esnaflara gereken cezayı vereceklerini ilettiler.

Ertesi gün gelerek zabıta eşliğinde butik otellere ait şezlongların boy boy fotoğraflarını çektiler (Uzaktan)...

Ben dibinden fotoğraf çekince otel sahibiyle, hatta yolu bile kendine ait olan bu esnaf kardeşimle papaz olmuştum!

Yanlış oldu tabii! Ne gerek vardı!

'Şezlonglarınıza bayıldım, aynısından getirtmek için fotoğraflarını çektim' diyebilirdim!

Ne didişiyorsam elin adamı ile artık!

Adam da tabii yolun ve de arazisinin kendisine ait olduğu havası ve gerçeği ile, kibiri tavan yapmış şekliyle bağırdı durdu suratıma!

Bir kaç gün özellikle ve inatla aynı halk plajına giderek gözlemledim.

Aaaa o da ne, şezlong sayısının giderek daha da artırmış olduğunu görünce, omuzlarım çökmedi değil hani.

Yani ben durur muyum, plaj havlumu suratıma siper ederek, yerde bağdaş kurup şak şak akıllı telefonumla akıllı bir iş yaptım! (Magazin basını gibi çaktırmadan)

Görüntüleri Başkanımız Ahmet Aras beyefendi dahil, tüm şikayet birimlerine tek tek üşenmeden attım.

'Şikayetiniz değerlendirilmek üzere kayda alındı' yanıtını üçüncü kez Bodrum Belediyesi şikâyet hattından okudum.  

Pılımı pırtımı toplayıp arkamdan biri geliyor mu ürkekliği ile başımı sağa sola öne arkaya çevirerek, güyâ çaktırmadan, olay mahallini terkettim. (Siyah gözlüklerim yardımcı oldu bu arada)

Ne yalan söyleyeyim daha önceki yazımdan sonra "Batı yakasında değişen bir şey yok" adı altında yeniden bir yazı döşenmeyi düşünmedim değil.

'Sabır Neşe, bekle bakalım' diyerek engelledim kendimi.

Bu kez site komşularımla içimizi karartan o sahile gitmek yerine Gündoğan Halk Plajı'na gittik.

Geniş bir sahil burası ve çok güzel.

Küçük butik otellerin denize karşı kurdukları masaların, sahile yakın kumsallarında, halk plajında bir tek şezlong atmamışlar iyi mi, enteresan buldum yani.

Neyse güneşle, denizle buluşunca tüm sinir kat sayım düşüşe geçti.

Öyle ki site komşularımla beş yıldızlı otellerin bile menüsünde bulunmayan yiyecek, içecek, termosta çayımız, buz kalıplı meyvelerimiz, çıtır çerezzolarımız, hatta katlanabilir masalarımız, rejisör sandalyelerimiz, pikniğe gider gibi indik sahile. (Günlüğü elli liradan şezlong kiralayacak değiliz, nerede o yoğurdun bolluğu, hele bu devirde)

Mutluluk parayla satın alınmıyor, satın alınsa onun adı mutluluk olmuyor.

Bir ara gürültü olunca döndüm arkamı baktım.

O da ne tüm sahil şeritlerindeki halk plajlarına bırakılmak üzere, Bodrum Belediyesi çalışanları büyük bir belediye kamyonundan şezlongları indiriyorlar.

Kapanın elinde kalıyor!

Aniden refleks yaptım, uzandığım yerden kalkıp gittim.

Tabii ki elimde yine akıllı telefonum bu kez güzel görüntüler de çeker. 

Şaşırdılar, 'Yok bir şey devam, siz işinizi yapın kardeşim' dedim, ağzım kulaklarımda. (Rejisör sandalyelerimiz var ama bir şezlong da ben rica ettim yani haklı olarak)

Yaa dedim içimden bir şezlong yeseniz de yetmeseniz de elli lira olur mu?

İşte sana Belediye hizmeti ve bedava!

Amanın bir uzandım şezlonga sanki boyum oldu sana 1.90  falan.

Komşularım istemediler 'Şimdi kalkacağız geç oldu saat' diyerek.

Buradan şu noktaya geleceğim.

Bodrum Belediyesi'ni her yerden takip ediyorum.

Genç, dinamik, çalışkan Başkanımızın gelir gelmez (tebrikleri kabul ettikten sonra) işe koyulması ilçenin çehresini değiştirmiş görünüyor.

Şikâyetlere anında dönüyor ve çözüm üretiliyor.

Halka dönük tüm projelerde yaşam daha bir güzelleşiyor.

Henüz bu gün evimizin aşağı sahiline inmedim. 

Butik otel sahibinin şezlongları hâlâ halk plajında mı henüz bilmiyorum.

Aralarındaki problemi kalıcı hale getirerek çözecekleri sözünü aldım.

Yani anlayacağınız arazisindeki yol meselesi.

Yolu anladım da buraların önüne gelen herkesin at oynattığı, üzerlerinde yaptırımı kabul etmediği, kendi kanunlarını geçerli saydığı yer olmadığını görmek isteriz.

Yol tamam da, yol geçen hanı olmasın yeter güzelim sahiller.

Ben yine de bu kadar hizmeti anında Bodrum halkına sunan, halkın seçtiği, halkçı Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras beyefendiye buralara yeni yerleşmiş emekli bir sanatçı olarak teşekkür edeyim.

Teşekkürler Başkanım.

Halkın yanında yer aldığınız için.

Öbür mevzu için de teşekkür etmek isterim.

Şezlonglar tamam.

Gerisi de gelir vesselam...