GÜVENLİK ÖZGÜRLÜK DENGESİ

Prof. Atila BİTİGEN

Bireyde güven duygusunun sağlıklı gelişmesi,  kendi kendine yetmeyi ve kendi kendini denetlemeyi sağlamaktadır. Bu nedenle özgürlüğün temelinde güvenlik vardır. Çünkü güven duygusu gelişemediğinde ortaya kuşku ve utanç çıkmaktadır ki, bu duygular insanın kendi kendinin özgürlüğünü kısıtlamasına neden olur. Kısıtlanan ve sürekli güven adı altında korunan çocuk becerilerini geliştiremez. Benzer şekilde güvenlik gerekçesi ile özgürlükleri aşırı kısıtlanan toplumlar ilerleyemez, bozulan toplum ruh sağlığı ile birlikte bireyler birbiri ile yaşayamaz hale gelir. Denge hayatımızdaki ahenk ve güzelliğin temelini oluşturuyor. Nasıl binaları denge ayakta tutarsa insanı ayakta tutan da tavırda dengedir.

Formun Üstü


         Bireyde nasıl dengeli tavır gerekli ise, toplumsal hayat için de çok önemlidir. Güvenlik her şeyden önce bir duygudur. Karnı doyan; işi olan; asgari düzeyde de olsa geçinebilen; ihtiyaç duyduğu düzeyde eğitim ve sağlık hizmeti alabilen, beden ve konut masumiyeti olan; girişim, iletişim ve örgütlenme özgürlüğüne sahip; adalete ulaşabilen bir kişi kendini güvenli hisseder. Bunlara yumuşak güvenlik önlemleri denir. Güvenli bireylerin çoğunlukta olduğu bir toplum güvenlik sorununu büyük ölçüde çözmüştür. Sert (polisiye) güvenlik önlemlerine ihtiyaç çok azdır. Denge hayatımızdaki ahenk ve güzelliğin temelini oluşturuyor.

Formun Üstü


          Eğer bir toplumda yumuşak güvenlik olanakları eksikse bunun doğurduğu memnuniyetsizliği yönetenler genellikle güvenlik eksiği olarak algılarlar. Oysa eksik olan güven duygusudur. Baş gösteren toplumsal huzursuzluk iyi algılanırsa yumuşak güvenlik önlemleriyle açık kapatılabilir. Ama yumuşak güvenlik önlemleriyle yurttaşlarının güvenlik duygusunu karşılayamayan yönetimler, artan huzursuzluğa sert güvenlik önlemleriyle yanıt verirler. Bunun adını da kamu güvenliği koyarlar.

         Demokrasinin “yönetebilir” olması, toplumun da çatışmaya sürüklenerek yönetilemez hale gelmemesi ya da getirilmemesi gerekir. Toplumda huzursuzluk arttıkça polise daha fazla yetki, daha fazla TOMA ve gaz, yargıya daha fazla müdahale bir işe yarayabilir ama bu sürdürülemez. Kutuplaşmış toplumu yönetmek zordur, kutuplaşma kamplaşma cepheleşme siyasetçiye seçim kazandırabilir ama istikrar sağlamaz. Yöneten ile yönetilenin arasında güvenin inşası için yeniden kaideli devlet yapınsa dönerek hukukun siyasetten arındırılıp güven oluşturulmalıdır. Özgürlükler kamu düzenini bozmayacak şekilde bir başkasının özgürlüğünü kısıtlamadan sağlanmalıdır.