Merhaba sevgili okurlar,
Bugünlerde sabah uyandığınızda içinizde "Dünyayı fethedebilirim!" gibi devasa bir coşku hissediyor musunuz? Ya da alışveriş sitelerinde gezinirken kredi kartı limitinizi zorlayacak o eşyayı "Aman canım, bir kere geliyoruz dünyaya!" diyerek sepetinize atma dürtünüz tavan mı yaptı? Eğer cevabınız evetse, yalnız değilsiniz. Suçlusu biraz biziz, biraz da gökyüzündeki Güneş ve Jüpiter'in tatlı inatlaşması!
Astrolojide Güneş bizim kimliğimizi, egomuzu ve canlılığımızı temsil eder. Jüpiter ise gökyüzünün "Büyüteçli Noel Babası"dır; dokunduğu her şeyi büyütür, genişletir, iyimserlik ve şans katar. Ancak bu ikili gökyüzünde birbiriyle köşe kapmaca oynadığında (biz buna kare açı diyoruz), Jüpiter o devasa büyütecini doğrudan egomuza ve arzularımıza tutar.
Peki bu durum günlük hayatımıza nasıl yansır? Gelin detaylara inelim:
1. Özgüven Patlaması ve Tutulamayan Sözler Bu günlerin en belirgin özelliği, boyumuzdan büyük işlere kalkışma cesaretidir. Enerjimiz o kadar yüksektir ki, her şeyi yapabileceğimizi sanırız. Arkadaşlarınıza ardı ardına sözler verebilir, işte yöneticinize "O projeyi ben yarına bitiririm!" diyebilirsiniz. Ancak dikkat! Bu etki geçtiğinde, verdiğiniz o devasa sözlerin altında ezildiğinizi fark edebilirsiniz. Lütfen sadece gerçekten yapabileceğiniz şeylerin sözünü verin.
2. Cüzdanların Düşmanı: "Alışveriş Çılgınlığı" Jüpiter bolluk demektir, ama sert açılarda "israf" anlamına da gelebilir. Lüks tüketim arzusu, gösteriş ihtiyacı veya anlık bir hevesle yapılan devasa harcamalar sonradan başınızı ağrıtabilir. Bugünlerde bir şey satın almadan önce o altın kuralı uygulayın: 24 saat bekleyin. Hâlâ o kadar çok istiyorsanız alırsınız.
3. "Ben Bilirim" Kibri ve Tartışmalar Güneş ve Jüpiter'in sürtüşmesi, inançlarımız ve fikirlerimiz konusunda bizi biraz fazla fanatik yapabilir. "En doğrusunu ben biliyorum" tavrına girerek sevdiklerimizi kırabilir, gereksiz bir büyüklük taslama eğilimine girebiliriz. Karşımızdakini dinlemeyi unutmamak, bu günlerin en büyük kurtarıcısıdır.
4. İştaha Dikkat! Jüpiter genişlemeyi sever demiştik değil mi? Ne yazık ki bu kural bel çevremiz için de geçerli! "Bir dilimden bir şey olmaz" diyerek başlanan o pastanın tamamının bitmesi işten bile değildir. Yeme, içme ve eğlence konularında ipin ucunu kaçırmaya çok müsait bir dönemdeyiz.
Peki Bu Enerjiyi Nasıl Doğru Kullanırız?
Aslında bu gökyüzü olayı tamamen kötü değildir; aksine içimizde müthiş bir büyüme ve gelişme potansiyeli barındırır. Sadece direksiyon hakimiyetini kaybetmemek gerekir.
-
Vizyonunuzu genişletin: Yeni bir şeyler öğrenmek, geleceğe dair büyük hayaller kurmak ve planlar yapmak için harika bir zamandır. Hayal kurun ama adımlarınızı gerçekçi atın.
-
İyimserliği yayın: İçinizdeki o yüksek enerjiyi ve neşeyi etrafınızdaki insanların gününü güzelleştirmek için kullanın.
-
Mütevazılığı elden bırakmayın: Ne kadar yetenekli, başarılı veya haklı olursanız olun; bunu sakin ve mütevazı bir dille ifade etmek size her zaman kazandıracaktır.
Kısacası sevgili dostlar; bugünlerde gözünüz yükseklerde, yıldızlarda olsun ama ayaklarınızın da toprağa sağlam bastığından emin olun. Coşkunuz bol, abartınız az olsun!
Sevgiyle kalın...