Fasık

Nurettin BÖLÜK

Fışkırma, çıkıp gitme anlamında bir kelimedir. Dini terimde: Hak adalet tanımayan, Allah’a itaat etmeyen, asi olan demektir.

Müslümanlarda günah işlemeye meyilli olanlara, dinden çıkan kafirlere de fasık denilmektedir. Yanlış davranış sergileyenler, çirkin gösterilen şeyleri yapanlar, günahkârlar da (füsük) fasık olarak adlandırılmışlardır.

Bu konuda, Kur’an’ın Hucurat suresi 6-8. Ayetlerde, fasıkların güvenilir kişiler olmadıkları çok net olarak belirtilmiştir.

6.ayet: Ey iman edenler! Eğer size bir fasık, güvenilir olmayan biri, bir haber getirirse, bilmeden bir topluluğa sataşıp da sonra yaptığınızdan pişman olmamak için, onu iyice araştırınız.

7-8.ayetler: Ayrıca Allah resulünün, aranızda olduğunu bilin. Eğer o, birçok konuda size itaat etseydi, haliniz çok kötü olurdu. Ancak Allah size iman sevdirdi, onu kalplerinizde süs yaptı. İnkârı, günahkarlığı ve isyanı da size çirkin gösterdi. İşte onlar, Allah’ın ihsan ve ikramı, bir nimeti neticesinde (hak yolunda, sarsılmadan) dosdoğru gidenlerdir. Allah çok iyi bilendir, yaptığını sağlam yapan ve yaptığında bir hikmet bulunandır.

Din toplum için vardır, gelmiştir. Toplumu ilgilendirmeyen hiçbir konu dinde Kur’an’da yoktur. İnsanlar arasındaki ilişkiler, çoğunlukla bilgi akışına bağlıdır. Hayatımıza yön verenlerde bu bilgi akışlarıdır. Bilgilerin doğru, kaynaklarının doğru olması; insan ilişkilerinin de toplumunda düzenli olmasını sağlar.

Şahsiyet sahibi kişilerin getirdikleri haberler değerlidir, zararsızdır, topluma iyi yolda yön verir. Ayette, güvenilir olmayan (fasık) kişilerin getirdikleri haberlerin; araştırılması istenmektedir.

Fasıkın İslam öncesi kelime manası: Hurmanın kabuğunu yarıp çıkması anlamındaydı. İslam’la beraber anlam genişleyerek, dinin emir ve kurallarına uymayan, dinden çıkanlar için de fasık denmeye başlanmıştır.

Fasıklar dinin emirlerine uymadıkları gibi, toplumun geçmişten beri süzgeçten geçmiş değer yargılarına da uymazlar. Böyle kişiler yalan söylemekten, ortalığı karıştırmaktan utanmazlar. Allah’tan utanmayanın kuldan utanması beklenemez.

Onun için Müslüman, kaynağı güvensiz biri olan haberlere itibar etmemeli, güvenli kişilerle araştırıp; yanlış haberin yayılmasının da önüne geçmelidir.

Zamanımızda iletişim araçlarının artması neticesi, algı yönetimi dediğimiz yöntemlerle çok sayıda yayın organı ve kişilerce; yanlışlar, yanlış haberler, topluma insanlara doğru gibi kabul ettirilmektedir. Bilhassa siyaset mühendisleri bu yöntemle toplumları etkilemekte, istedikleri yöne kanalize etmektedirler.

Ayette, pişman olmamak ve iyice araştırma uyarısı vardır. Burada istenilen pişman olmamak için araştırmanın geciktirilmeden hemen yapılması istenmektedir. Doğrusu da budur. Yalan haberin toplumda istediği bozulma ve kargaşayı sağladıktan sonra öğrenilmesi, yalanmış denmesinin hiçbir getirisi olmayacaktır. Atalar ‘’Son pişmanlık fayda vermez’’ diye boşuna söylememişlerdir.

Burada araştırma geciktirilmeden yapılmalı derken, acele ile sonuca varın anlamı da çıkmaz. Tam tersi araştırma: İş aydınlanıncaya kadar ağır, derinlemesine inceleme ve düşünme demektir. ‘’Acele işe şeytan karışır’’ böyle durumlar için söylenmiştir.

İstenilen, gelen haberlerin; gecikme olmadan, acele etmeden inceleme ve düşünülerek karar verilmesidir. Varılan doğru kararın da topluma duyurulmasıdır.

7. ayetle dikkatler Peygamber üzerine çekilmektedir. Peygamber yanınızda iken Ona yalan söylemekten, yalan haber getirmekten sakının ihtarı vardır ki, böyle bir durumda Allah doğrusunu haber verir, Elçiyi kandırmak, yanıltmak mümkün değildir, karar verme konusunda da O’nun önüne geçmeyin emredilmektedir.

Ayette geçen, ‘’Eğer O, birçok konuda size itaat etseydi haliniz, çok kötü olurdu’’ cümlesinde Peygamber başkasının peşinde giderse, peşinden gidilen olamaz ve işler karışır. Allah burada ‘anet’ diye bir kelime kullanarak; kırılıp sarılmış bir kemiğin, tekrar kırılıp sarılmasının iyileşmede çok zor olacağını örnek olarak vermiştir. Bu sebeple Peygamber, bazı Müslümanların istek ve arzuları doğrultusunda hareket etmiş olsaydı ikinci defa kırılan kemik misali içinden çıkılmaz sonuçlar ortaya çıkardı.

İnsanlar güzel olmayı, güzel görünmeyi isterler. Allah, ayetin devamında iman güzelliğini öne almış, manevi güzelliğin maddi güzellikten daha değerli olduğunu; kalplerde süs olarak kalmasını, sevginin de iman sevgisi olduğuna vurgu yapmıştır.

İman sevgisinin karşısında: İnkâr, günahkarlık ve isyanı da çirkin hasletler olarak göstermiştir.

İnkâr, imanın zıttıdır. Günahkarlık (fasıklık) ve isyan imanın süslenmesine engeldir. Her üçü itaatten çıkmadır.

Kalplerinde iman sevgisi olan; inkâr, fasıklık ve isyanı çirkin gören kimseler doğru yolda olanlardır.

Son ayet: Doğru yolda olanlara Allah’ın, ihsan ve ikramını esirgemeyeceği bildirmekte; yaptıklarının sağlam, bir hikmet ve gaye için olduğu net bir şekilde ifade edilmektedir.

Allah doğru yolda olanlarla beraberdir.