EV YAPIMI EKONOMİK KRİZ

Prof. Atila BİTİGEN

Türkiye 2002 krizini hangi şartlarda yaşadığını hatırlayalım. Bankaların içi boşaltılmış, uygunsuz kredi kullandırılmış, bankalar içi hile ile sahiplerince boşaltılırken, soyulurken denetlenmemiş hatta siyasiler göz yummuş vs...
Derviş gelmesi ile reform paketi olarak ne önerdi ekonomiyi siyasetin güdümünden kurtaran bir dizi karar aldı. Merkez Bankası, TMSF, rekabet kurulunu özerk yapıp ekonomik rasyonalite sağlandı mali disiplin ile krizden çıktık. Şimdi ekonomi rasyonel olmaktan çıktı bağımsız kurumlar siyasetin vesayetine eskisinden çok daha kötü halde girdi talimatlı memura dönüştü. Hukukun bağımsızlığının zedelenmesi sonrası güvenilirliğinin saygınlığının da erozyonu yatırım ortamı için gerekli uluslar arası güvenilirlikte azalınca yabancı yatırımı azalttı sermayeyi kaçırdı. Merkez Bankası başına doktorasına dahi tamamlamamış genç birinin atanması şu çalkantılı dönemde siyasetten bağımsız hareket edememesi zamanında müdahale yapmaması faiz artırma cesareti göstermemesi doların ateşini söndüremedi. Yıllar önce Seyfettin Gürsel şöyle demişti; artık ev yapımı kendi elimizle bir ekonomik kriz bekliyorum.

       Kentlerde işsizlik, yüksek enflasyon ve yaşam pahalılığı, ulaşım ve trafik sorunları, güvenlik kaygıları had safhada...15 yıl boyunca konut ve araba satışına dayalı bir ekonomik büyüme modeli izlenirse tıkanma kaçınılmazdır. İnşaat sektörü artan maliyete katlanamıyor,çünkü hükümetin bütün ittirtip kaktırmasına rağmen konut talebi çökmüş durumda.fiyatı artan demir-çelik  TL fiyatlar artmış,inşaat sektörü alamıyor....maliyet artışı talep daralması durgunluk.. İstanbul’da işyeri kiralarında büyük düşüş var. Kiralar düşüyorsa gayrimenkul fiyatları da düşer. İnşaata dayalı ekonomide durgunluk...

          Yoksulluk artarken sosyal yardım alan aile sayısı gittikçe artıyor. Türkiye’de ekonomi politikası orta sınıfı giderek eziyor. Özel sektörün dış borcu oldukça yüksek, yap işlet devret modeli ile kamu garantili köprü otoyol şehir hastanesi kamu üzerine yüklenmektedir. Finans kesimi ve reel sektör yüksek dış borçlarını çevirirken, genelde kaynak girişi azaldığı takdirde çok sıkışacak, en azından kurların patlamasına neden olabilecek. Bununla da kalmayacak, o noktada banka ve şirketler zor duruma düştüğü takdirde devlet yine işe müdahale edip, kamu kaynaklarını buraya aktarmak zorunda kalacak. Yani fatura, öyle ya da böyle, sonunda yine halka çıkacak...

Bunun adının kötü ekonomi yönetimi olduğunu, işin bu noktaya getirilmesinin büyük hataların sonucu olduğunu, bugün ya da yarın fatura çıkacağını artık görmemiz gerekiyor. Ev yapımı ekonomik krizin bedelini yine halk ödeyecek.