Etek boyu, kısa akıl...

Neşe DİLEKÇİOĞLU

Bir kaç gündür sosyal medyayı sallayan bu haberi ve yazıları takip ediyorum.

Neler yazmışlar, ne tepkiler gelmiş okuyorum.

Memleketin meselesini etek boyuna indirgemek Demokrasi den ne kadar uzaklaştığımızın bir kanıtı gibi.

Öyle ya hukuk adalet dağıtır, adaletsizliği ülkede kalıcı hale getirmemekte, haklıyı hangi görüşte olurlarsa olsunlar taraf tutmadan adil  kararlar olmak zorundadır.

Bakıyorum hakim bey kadın avukatın savunmasından çok gözünü etek boyuna dikmiş.

Avukat hanımefendi anlata savunmaya dursun adamın gözü etek boyunda (oradan aşağı kadar indi mi aklından neler geçti Allah bilir)

Bir fıkra geldi aklıma hakim anlat kızım Melahat diye başlıyordu biraz da müstehcen bir fıkraydı güler geçerdik.

Neden gülerdik çünkü espriydi, fıkraydı.

Şimdilerde bakıyorum bu fıkra gibi olmuş mahkeme salonları... 

Avukat hanım üstündeki cübbeyle müvekkilini savunurken, hakim etek boyuna bakarak 'Anlat kızım Melahat' diyor.

Avukat hanım  müvekkilini savunurken kendini hakimin karşısında savunacağı aklına gelmiş midir?

Kimbilir o hakim görüntülerken aklından neler geçti?

"Avukat hanım, avukat hanım etek boyunuz çok kısa çıkarmanızı talep ediyorum, hakim herşeyi görmek bilmek  zorunda şeffaflık açısından taviz veremeyiz" demiş midir?

Demiştir bu tipsiz.

Tecavüzcü Coşkun kendini savunsa beraat eder, hele de ballandıra ballandıra anlatırsa o derece yani.

Beni bu düşünceye ne itti?

Tecavüz olaylarındaki artış, verilen kararlara baktığımda iyi hal indirimi, iki yakasını bir araya getirmek için kullanılan kravat çok rol oynuyor.

Kravat takan adam ciddi, mahkemeye hakimlere saygılı.

Yaz kızım Melahat. 

...................

Ne yazacağım hakim bey?

"Etek boyu kısaydı"

Durum bu noktada verilen indirime bakılırsa, cinsel istismar konusunda savundukları nokta bu kadar basit.

"Bu saatte dışarıda ne işi vardı"?

"Onlar da kızlarına sahip çıksaydı"

"Kırıtarak yürüyordu hakim bey"

"Ama hakim bey etek boyu çok kısaydı"

Peki Ecrin bebeğin üstünde ne vardı?

Etek boyu kısa mıydı?

Hakimin anlayışı, etek boyu kadar.

Tecavüz olaylarının artışındaki üst aklın bir ürünü.

Yıllar önce Isparta'ya ses yarışmasında jüri olmak için Valilikten görev yazım gelmişti. 

Annemle birlikte genellikle ön koltukta yolu görerek gitmeyi tercih ederiz.(annemsiz bir yere gitmem abi) 

Ve annem her yolculuğa giderken kek poğaça yapar, yolluk hazırlar bize.

Otobüsle görev yerine giderken gece yarısı acıktık, annem ayıp olmasın diye otobüste herkesin uyuduğuna kanaat getirince, itinayla sardığı poğaçaları poşetinden çıkardı, başladık yemeğe.

Tabii yiyen ağız utanır şoföre de ikram ettik. 

Sabaha karşı doğal olarak yorgunluktan uyudum.

Bir el baktım ayak bileğimi tutuyor.

Doğruldum, sanırım ayağım şoförün vites kutusuna kadar gitti diye düşündüm.

Yok öyle değilmiş, tekrarlanınca can hıraş otobüsün içinde bağırdım.

"Sen ne yapıyorsun terbiyesiz adam, ırz düşmanı seni"

Herkes uyandı ben bas bas  bağırıyorum.

Yanımızda bir de saz sanatçısı arkadaşım var, bağırmama  o da uyandı.

"Neler oluyor Neşe"

"Bu ırz düşmanı şoför bacağımı pantolonumun altından elledi" (o zamanlar bol paça pantolonlar moda tabii)
Otobüs yolcuları yol güvenliğimiz açısından şimdi bir şey yapmayın gidince şikâyetçi olursunuz dediler. 
Yol bir türlü bitmedi.

Sabah erken saatte bizi karşılamaya gelen görevlilere durumu ilettim.

Hiç uykusuz vaziyette, gözlerim kan çanağı olmuş bir şekilde, karakola intikal etti olay.

Bir kaç şahit, valilikten bizi karşılamak için gelenler, nöbetçi memurun karşısındayız.

Olayı anlattım, bu arada arkadaşım ne dese beğenirsiniz?

"Neden ikram da bulundun ki adam bundan kendine paye çıkardı"

"Uyanık olsaydın sana da ikram ederdim, sen de mi paye çıkarırdın, bu nasıl bir anlayış"

Şöför kendini şöyle savunuyor.

"Ellerim uyuştu vites değiştirirken ve  elimi sallarken hanımefendinin bacağına değdi memur bey"

"Suçsuzum bilerek yapmadım"

Bir kaç yolcu ikramımdan rahatsız olmalı ki benim yüz verdiğimi söylüyor, olacak iş değil.

Neden sustuğumu soruyor.

Yahu kaza yaparız sus şimdilik diyenler de onlar.

Neyse uzatmayalim ben anlattıkça karakol daki zabıt memuru yazıyor.

"Bir el bacağıma dokundu ürperdim yavaş yavaş o el yukarılara kadar çıktı ürpermeye devam ettim"

Yahu neredeyse porno roman yazıyor adam, ben böyle demedim.

Güler misin,ağlar mısın, adamın gözleri kısık kısık olmuş bana yazdıklarını okuyor.

Uzatmayalim yarışma öğlen olacak, vakit daraldı imzalayıp çıktık.

Ve geri döndük.

Valilik sağolsunlar işin üstüne gitti bizim konuğumuz diyerek.

O şirket cezalandırıldı, bir ay men cezası aldı, karar yazıhanelerinin üstüne yapıştırıldı, şoför işten çıkarıldı.

Şimdi düşünüyorum, bu anlayış her yerde.

Kazara bol paça pantolon yerine etek giyseymişim, ama o da etek giymeseydi hak etti  hakim bey diyeceklermiş.

İnsanın aklı yerine etek boyuna bakanlar çoğaldıkça bu ülkede kadınların hiç bir konuda can  güvenliği yok.

Sadece kadınların mı?

Ecrin bebek tecavüz edilerek parçalara ayrılıp, vahşice katlediliyor.(yazması bile korkunç)

Adam ilahiyat profesörü çocuk pornosu indiriyor, suç olmasına rağmen beraat ediyor, ceza almıyor.  

Bir yazar bozuntusu çirkin emellerini sabi bir bebeğin üzerinden resmediyor, porno roman yazıyor, hiç sorunsuz  basılıyor, raflardaki yerini alıyor, halk bu duruma sessiz.(!)

Neyse olay Adliye ye infilâk etti, göreceğiz ne ceza alacağını.

İnşallah kravat takmayı unutur.

Bu ülkede yalnız kadın olmak değil, çocuk olmak, insan olmak, yaşamak da zor.

Ne diyelim?

"Herşey çok güzel olacak" diyelim.

Yoksa nefes almak yaşadığımız anlamına gelmiyor.

Nefes aldıranların nefesi kesilmesin dileyelim Rabbimden...