Eski Türkiye

Nazım PEKER

Muhtarlara “Şu eski Türkiye’yi bir anlatın” demişti ya!

*Kredi kartımız yoktu. AVM’ler değil bakkallar vardı veresiye alır borç yazdırırdık.
Bakkallar bizden birileri olduğu için vaktinde ödemediğimizde HACİZ filanda gelmezdi.

*Sendikalar vardı işçiden yana, işçi gibi yaşayan. Patronlar adamı öyle kapının önüne beş parasız koymaya cesaret edemezlerdi!...

*657 sıkı kanundu. Devlet memuruna sıradan muamele etmeye g*t isterdi.

*Öğretmen saygındı. Veli gelip zart-part edemezdi, yumruk atıp burnunu kıramazdı. Onlar da öğrenciye tecavüz etmezlerdi.

*Öğretmenlerden gizli tuvalette sigara içmek cesaret isterdi. Lakin
okul önünde uyuşturucu satmak akla hayale bile gelmezdi, satmak için d*t isterdi.

*Komşunun çocuklarını kız erkek seçmeden istediğin gibi öper koklar oynardın..
Kimsenin aklına da "ulan çocuğu taciz mi edecek" korkusu gelmezdi.

*Mahallenin imamından dayak yemek işin şanındandı ama taciz-tecavüz akıldan geçmezdi.

*Baba emekli olmaya yaklaştı mı hanımla beraber ev aramaya başlardı:
çünkü ikramiyen ev almaya yeterdi. Emekli ikinci bir iş aramazdı.

*Elinde ne varsa ver bakalım denir üstüne de: "Allah kerim" deyip eşten dosttan yardım istenirdi. Kimsenin aklına, “enflasyon var ben sana dolar veriyim dolar” denmezdi.

*Yağ kuyruğuna, tüp kuyruğuna, cigara kuyruğuna girerdin ama o kuyruklarda tanışıp evlenenlerin haberi olurdu.

*Semtlere göre okul farkı yine vardı ama kimse:"benim çocuğum onunla, bununla aynı sınıfta olamaz" diyemezdi. Ayıptı, günahtı, gerçekten Allah’tan da kuldan da utanırdı insanlar.

*Hiç kimse “Allah var deyip” Ama Allah yokmuş gibi davranmazdı.

*Akbaba mizah dergisi ve diğerleri bir milyon satardı. Bu mizah dergileri ne kadar siyasetçi varsa, yerin dibine sokup çıkarırdı ama hiçbir siyasetçi onlara ilişmezdi, dava açmazdı. Çünkü demokrasi bilinci vardı, hoşgörü hâkimdi.

* Atatürk'e ayyaş demek ne demek! Ti’ye alınır, horlanır ve dışlanırdı.

*Bir siyasetçi "ananı da al git “demez, karşısındakini küçümseyen: “eyyyy-bayyy” laflarını ağzına almazdı.

*Siyasetçilerin hepsinin diploması vardı.  Ecevit “Ben üniversite bitirdim diplomam var” demedi

*O zaman da hırsızlık, yolsuzluk vardı. Ama o adam çıkardı sahadan: İster Başbakan'ın yeğeni, isterse İSKİ’nin müdürü, ister bakan olsun.!!!

* Bütün ürünlerimiz yerli ve milli idi. Okullarda da. “Yerli malı ve tutum haftası” kutlanırdı. Kimseler savurgan değildi.

*Kasaplarda yerli etlerimiz satılırdı. Brezilya’dan, Kolombiya’dan, Sırbistan’dan et getirilmezdi. Bu asil millet, “Angus” nedir bilmez, Sarıkız, Alabacak, Benekli diye kendi mallarımızı tanırdı.

*Son bir şey söyleyeyim. Türkiye her yıl 280 bin ton şeker satardı da, 80 bin ton şeker ithal etmezdi.

Yeter mi? Daha neler vardı neler.

Esen kalınız.