Erguvan izleri...

Mehmet YILMAZ

Bir iz bırakmak için yaşamak sevmekle başlar. Sevginin olmadığı yerde öğrenme olmaz. Öğretmenlik mesleğinin temeli de sevgidir.

Önceki gün, Salih Şeremet Ortaokulu öğrencilerinin yazdığı “Erguvan Esintileri-2” kitabının tanıtımı ve imza günü etkinliğine katıldım. Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer de okuldaydı. İl ve İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri ile birlikte davet edilen okul müdürlerinden de etkinliğe katılanlar vardı. Öğrenci velilerinin ilgisi ve heyecanlı bekleyişi dikkatten kaçmıyordu.

Misafirleri selamlamanın ardında kısa bir açılış konuşması yaptı Gülüzar öğretmen. “Yazmak, bizim için büyük bir keşif süreciydi” diye başladı sözlerine. Hayal gücünü zorlayan öğrencileriyle, gerçek ve gerçek üstü birçok bilinmeyeni birlikte keşfettiklerini anlattı.

“Her sayfası bir keşif sürecinin ürünü olan; belki ileride meslek olarak mühendisliği, doktorluğu, öğretmenliği hatta yazarlığı seçebilecek olan öğrencilerimiz için çok özel bir hatıra niteliğindeki bu eserin imza gününde bizimle beraber olup bu gururu bizlerle paylaştığınız için sizlere teşekkür ediyor ve hepinize hoş geldiniz” dedikten sonra uzun ve meşakkatli bir çalışmanın sonunda kitabın okuyucularıyla buluştuğunu sözlerine ekledi.

Katılımlarından dolayı misafirlere teşekkür eden Okul Müdürü Nurettin Kendüzler,  bu eserin meydana gelmesinde emeği olan öğretmen ve öğrencilerini tebrik edip, başarılarının devamını diledi. Daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürüyle birlikte kurdele keserek etkinliği başlattı.

Her yazar için bir masa hazırlanmış, masa üzerinde isimleri yazılmıştı. Yazdıkları şiir ve diğer yazıların en önemlileri masadaki yerini almıştı. Minik yazarların kitaplarını imzalamaları, ünlü yazarların Kitap Fuarlarında alışık olduğumuz görüntülerinden farklı değildi.   

Bir şeyi başarmış olmanın verdiği sevinç, haz ve mutluluk, on bir - on iki yaşlarındaki bu çocukların gözlerinde okuyordu. Başarı duygusu, müthiş bir özgüven meydana getirmiş. Bu şekilde yetişen çocukları düşünebiliyor musunuz? Bu yaşta okuma ve yazma zevkini tatmış çocukları düşünebiliyor musunuz? Saf ve temiz sevgiyle çarpan o yürekler, ışık saçan o gözler, o “Erguvan Çiçekleri” Bursa’da baharın, mutlu ve müreffeh bir geleceğin habercisiydi.

Bir nehrin kaynaktan çıktığı yerde akan su gibi pak, temiz, kirlenmemiş, vatan, millet ve bayrak sevgisi ile donatılmış, yarınlarımızın umudu olan bu çocuklar, kocaman bir aferini fazlasıyla hak ediyorlar.

Çocuklarımıza bu şekilde, okuma ve yazma alışkanlıkları kazandırdığımızda, okuma-yazma becerilerini geliştirdiğimizde, okuduklarını daha iyi anlamalarını sağlamış olacağız. Böylece diğer derslerdeki başarı seviyeleri de yükselecektir. Ancak bu tür çalışmalar sonucu, OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) tarafında yapılan PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) raporlarında, alt sıralardan yukarılara doğru çıkabiliriz.  2015 yılı raporuna göre, Türkiye’nin 72 ülke arasında 50. Sırada. 35 Avrupa ülkesi arasında da son sıralarda yer almaktadır. Okuma alanında OECD ülkeleri arasında Kanada ve Finlandiya başı çekerken, Türkiye son sıralarda yer almaktadır. Matematik ve Fen alanında da en alt sıralardayız. Bunları göz önüne aldığımızda, okullarımızdaki bu tür etkinliklerin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.

Okullardaki kültürel, sosyal ve sportif etkinliklerin kişilik gelişimindeki etkileri azımsanamaz. Başarı kendine güvenle başlar. Bu tür çalışmalar çocukların kendilerine olan öz saygılarını, dolayısıyla da öz güvenlerini yükseltir. Burada elde edilen kazanımlar, gelecekte elde edilecek daha büyük başarıların temelini oluşturur.

Bu tür etkinliklerin bir başka özelliği de iz bırakmamasıdır. Hem rehberlik eden öğretmenle öğrenciler arasında, hem de çalışmalara katılan öğrencilerin kendi aralarında silinmeyecek izler, unutulmayacak anılar birikir. Sağlam temeller üzerine dostluklar kurulur.

Küp içindekini dışa sızdırırmış. İşte bu yüzdendir ki, emeklerinin dışa vurmuş sızıntısına, kitabın arka yüzüne hiç dokunmadan aynen naklediyorum. Bunu fazlasıyla hak ettiklerini düşünüyorum.

 “Erguvan Esintileri - 2” pek çok öğrenci çalışmasından oluşan güzel bir eser.

Belirledikleri bir isme ortaya çıkış hikâyesinin yazarken “…minik bebeğin de ismini gökyüzündeki ay anlamına gelen ‘Gökay’ koymuşlar.”  ESLEM VATANSEVER

“… Gibi Oyunu” oynarken“  Karadeniz gibi hırçın.”  NAZLI HİLAL ŞAHİN

Kendi masallarını yazarken “artık ‘Hikâyeler Ülkesi’ne hep gidiyormuş.”                                                                       SUDENUR AKBULUT

Ad ve soyadlarının baş harflerinden hikâye ismi oluştururken “… sakın atlama demiştim ama…”                SERAY AKKOÇ

‘İhtiyar adam ve atı’ hikâyesini tamamlarken “… sonra atı ihtiyar adamın mezarının başında…”           ERENCAN YILMAZ

Hayvanlar arasında geçen diyalog yazarken “Hiç ırkçı değilsin. Hem siyah hem beyazsın hem de Asyalısın.”  Ayça Ferik

Giriş (serim) bölümü verilmiş hikâyeyi tanımlarken “bir de baktım ki bu bir kâbusmuş. Korkunç…”                   AKİF ÇELİKBİLEK

Kendilerine verilen kelime guruplarının hepsinde bir kelime seçip masal yazarken “…üstünde ‘Büyülü Göl’ yazıyormuş ve korkmaya başlamış.”   SEVDA ESER

’23 Nisan’da Çocuk Olmak’ adlı şiirlerini yazarken “Kiminin saçı sarı, /Kiminin gözü mavi, /Sonuçta hepsi çocuk.”  ALİ ÖZKAN

Konusunu kendilerinin belirledikleri skeçlerini yazarken “Yarım saattir seni dinliyorum iplalamak ne? Galiba ifşalamak demek istiyorsun?” GİZEM MERMER

“Eğer bir renk olsaydım…” cümlesini tanımlarken “…renk olurdum. Çünkü bizim bayrağımız kırmızı.” GÖKNUR MARAL

“Sağlıklı Nesil Sağlıklı Gelecek” konulu şiirlerini yazarken “Bulaşma kumara, /Çıkamazsın bir daha, /Biraz da aileni düşün, /Onları da sokma zarara.” MEKDA ÇİVİ

Diyerek; hayallerini kalemlerinin ucuna geldiği gibi bizimle paylaştılar.

Sevgili okurlar, bu denizde bir damla. Siz eğer yüzmek istiyorsanız kitabımıza bir göz atın. 

                                                                                               GÜLÜZAR YILMAZ  Türkçe öğretmeni 

Muasır medeniyetler seviyesine çıkma yolunda mesafe kat etmemiz, okullarımızda böyle güzel örneklerin sayısı ve etkisinin artmasına bağlı olacaktır. Gerisi teferruattır.