Ekonomide güçlü ve zengin olmak

Nazım PEKER

Dolar almış başını gidiyor. Ekonomistler ve işletmeler tedirgin. Hükümet çeviremediği ekonominin kırılganlığını; halkın psikolojisinin yükselterek örtmeye çalışıyor.

Gel gör ki, mızrak çuvala sığmıyor artık. Hükümet ülkeye yabancı sermaye gelsin, yatırım olsun, istihdam artsın katma değer yükselsin demekte amma; pek çok yerli sermaye ve yatırımcı da yurt dışına çıkma gayretinde.

Sebebi biliniyor. Çaresi hükümetin uygulamaları ve bir türlü sonlandırılmayan OHAL.

Ekonomi kurmayları, doların her yükselişinde, ”Bu, gerçekleri göstermiyor. Bu, bir spekülasyon” demelerine rağmen dolar asla ve asla çıktığı yüksekten bir türlü aşağıya inmiyor.

Türkiye’de ticaret yapan her alandan herkes bir sıkıntı ve açmazın içinde! Konya’nın hatırı sayılır çarşılarından birinde, bazı esnaf arkadaşlar; iş yapamadıklarından ve ne yapacaklarını bilemediklerinden dert yanmaktalar.

Öyle görünüyor ki, önü alınamayan cari açığın faturası, bütün Türkiye’nin omuzlarında. 7.4 büyüme gerçek olsa bile bu büyüme, halka yansımamış; istihdam yaratmamış, katma değer üretmemiş. Taşa, toprağa yapılan yatırımla sanal bir büyüme gerçekleşmiş.

Ekonomik çıkmazda olan zengin firmalar ve güçlü iş adamları, “YAPILANMA” istemekteler. Bu istekleri de hükümet tarafından karşılık bulmakta. Böylece milyar dolarlarla ifade edilen faiz ve borçlarına ödeme kolaylığı sağlanmakta, ödeme takvimi yapılmaktadır.

Neden?

Zengin ve güçlü oldukları için.

Peki! Aynı anlayış, sıradan işletmeciler ile sıradan iş adamlarına da yapılıyor mu?

Elbette ki hayır!..

Neden? Zengin ve güçlü olmadıkları için.

Zengin ve güçlülerin bu yapılanmalarından dolayı, ödemedikleri borç ve faizlerini kim ödüyor?

Fakir-Fukara, garip- guraba dedikleri siz ve biz. Yani sıradan bizler ödemekteyiz. Zamlar neden yapılıyor anladınız mı?

Türk ekonomisi, zengin ve güçlüyü korurken, güçsüz ve zengin olmayanların korkulu rüyasına dönüşüyor. Güçsüz olanlar icra memurlarıyla, vergi denetmenleriyle karşı karşıya bırakılmakta.

Zengin ve güçlü olanlara gösterilen “Yapılanma” neden Ziraat Bankası’nın önünde 35 ineği icra yoluyla elinden alınan ve nimeti bildiği sütünü caddeye döken: Garip-gurabaya gösterilmiyor?

Demirören gurubuna verilen iki yılı ödemesiz 700 milyon dolar kredi, neden benim garip-guraba, fakir-fukara esnafıma, iş adamıma, çiftçime verilmiyor?

Demek ki sefayı süren yine güçlüler. İstediğini, hükümetten alan zenginin ve güçlünün işi, yine tıkırında! Olan yine garibana oluyor. Yırtılan yine Hacı Bekir’in yakası öyle mi?

Ne yazık ki Türk ekonomisi hiç olmadığı kadar kırılgan bir konum arz etmektedir. İşin sefasını zengin ve güçlüler; ceremesini de gariban güçsüz bu asil halk çekmektedir.

Esen kalınız.                                                                                      

NOT: Yarın yapılacak seçimlerin ülkemize huzur, barış ve kardeşliğe sebep olmasını diliyorum.