"Eğitim" öykümüz

Bahri YILDIZBAŞ

Eğitim bilimci, psikiyatrist, fikirlerini önemsediğim büyük eğitim üstadı, rahmetli Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu’nun çocuklar ve gençler adına yazdığı, anlam dolu mektubunun özetini ve program öyküsünü paylaşmak istedim. 

Anne, babalar İLE eğitim aktörleri ve tüm öğretmenlerin okuması gereken bir mektup. 

"Ceza vermeden önce, beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece, cezama katlanabilirim. Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni, yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin.” diye, program öyküsünü yazmıştır.

BİR PROGRAM ÖYKÜSÜ
Bir zamanlar hayvanların bir okulu vardı. Okulun eğitim programında koşma, tırmanma, uçma, yüzme dersleri yeralmıştı. Hayvanların hepsi bütün bu dersleri almak zorundaydı.

Ördek, yüzmede hocasından da iyiydi; Uçmada ancak geçer not alıyor, koşma dersinden ise hemen hemen hiç başarılı olamıyordu. Bu dersten geri olduğu için dersler bittikten sonra okulda kalıyor ya da yüzme derslerini bırakarak koşma talimleri yapıyordu. Böylece yüzmeyi ihmal ettiği için notu ortaya düştü. Orta, geçer bir nottu; Bu yüzden bu düşüşe ördekten başka kimse üzülmedi.

Kartal, problematik bir öğrenciydi ve sert bir şekilde disiplin altına alınması gerekiyordu. Tırmanma dersinde diğer hayvanları geride bırakarak kendine göre bir yol izliyor ve ağacın tepesine çıkıyordu.

Tavşan, koşmada sınıf birincisiydi fakat yüzme derslerini bir türlü başaramadığından sinir krizleri geçirdi ve okulu bırakmaya mecbur oldu.

Sincap, tırmanma dersinde sınıfın en başarılı öğrencisiydi. Uçma hocası onun ağaçtan aşağı doğru değil fakat yerden ağacın tepesine uçmasını istediği için sincap, havalanma çabaları yüzünden hastalandı ve tırmanmada orta, koşmada zayıf almaya başladı.

Köstebek, programa toprağı kazma derslerinin ilave edilmesi reddedilince yavrularını porsuk'a teslim etti.
Yıl sonunda, iyi yüzen, koşan, tırmanan ve biraz da acayip uçan bir yaratık sınıf birincisi ilan edildi.

Gelişim psikolojisi ve dünyadaki eğitim kuramcılarının genel fikirlerinden çıkardığım ders ile öğretmen ve eğitim yöneticiliği birikimlerimde:

“Gençleri ve çocukları okulda veya ailede cezalandırmadan, şu veya bu ol demeden önce dinlemeliyiz. Hatta, sürekli onların davranışlarından şikayetçi olmamız; sistemi ve kendimizi sorgulamaktan, kendimiz ile yüzleşmekten korktuğumuzun işaretidir. Çünkü çocuklar, ebeveyn ve öğretmenlerini rol model alarak, onların davranışlarını dramatize ederler. Hep değişin diyoruz ve değişin diyorlar. Sistemi kuranlar, sistemin parçaları öğretmenler ve ebeveynler, yani bizler yeni dünyaya göre neden değişmiyoruz.” 

Neden mi?

Şikayetçi olduğumuz ve davranışlarını beğenmediğimiz, saygısız ve sorumsuz dediğimiz çocuklar İLE gençler, bizim eserimiz. Yani BİZİZ, BİZ. NET… 

YENİDEN BAŞLAYALIM
Yakışıklı, güzel çocuklar/gençler, sevgili öğretmenler ve kıymetli veliler;

Kocaman dokuz ay, hep birlikte başlamış olduğunuz eğitim maratonunun sonu olan tatil, bugün başlayacak. Tadını çıkarın, gezin, tozun, eğlenin, tatile gidin (köyümüz veya memleketimiz), en önemlisi okuyun ve oynayın. 
Lütfen, bilgisayarlara ve sanal oyunlar için kendinizi telefonlara kitleyip, mahkum etmeyin. Kendinizi sevin, şımartın, sokaklarda oynayarak, yeni arkadaşlar edinin ve özgüveninizi artırın veya tazeleyin.

Sokaktan korkmayın, sokakta bizler ve sizler olursanız, korkulacak kimse kalmaz. Ruh hastaları ve sapkınlar, kalabalıklardan korkarlar. 

Güçlü olmanın en önemli formülü: BİRLİKTE ve KALABALIK ORTAMLARDA, SOKAKLARI SAHİPSİZ BIRAKMAMAK.

Sağlıklı, mutlu, huzurlu, okumalı, çok oyunlu, eğlenceli ve doğal ortamlarda, sevgi dolu tatilleriniz olsun.