Demokrasi ve insan hakları

Niyazi BEKTAŞ

İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrenim hayatım süresince en uzak durduğum konularında başında “İNSAN HAKLARI ve DEMOKRASİ” gelmekteydi.

Halbuki insan hayatında 'olmazsa olmazlar'ın başında 'demokrasi' ve buna bağlı olarak 'insan hakları' yer alır. Bulunduğum çevrede de maalesef demokrasi, insan hakları, çevre bilinci öncelikli olarak görülmemiştir. Ülkü Ocakları'nda bizlere verilen seminerlerde de bu tür konular anlatılmamıştır. Değişik bölgelerde öğretmen olduktan sonra ben de aynı konulara gerekli önemi vermemişimdir.

Meslek hayatıma başladıktan sonra öncelikli olarak Atatürk; Cumhuriyet, demokrasi, insan hakları ve adalet gibi evrensel değerler üzerine sayısızca akademisyen, uzman ve sosyobilim üzerinde çalışan yerli ve yabancı yazarların eserlerini okudum.

İnsan yaşamında din duygusunun elbette çok büyük önemi var. Ancak, demokrasi, cumhuriyet, adalet ve insan hakları gibi kavramların da en az din duygusu kadar önemi vardır.

Dünyanın her neresinde bir insanın hakları ihlal ediliyorsa, orada olamasak bile bulunduğumuz yerde tepki göstermiyorsak bana göre insan değiliz.

Allah insanı yaratarak dünyaya gönderdiğinde "ADEM OĞLU BENİM DÜNYADAKİ HALİFELERİMDİR" sözü ile insana verdiği değeri kutsal kitabımızın en önemli ilkesi yapmıştır. Aynı şekilde yeryüzünde ne varsa hepsi insan için değil midir?

Ülkemizde ne yazık ki ne DEMOKRASİ var, ne de İhlal edilmeyen İNSAN HAKLARI var.

Yaptığım incelemede demokrasinin vazgeçilmezi olan siyasi partilerin hiç birisi demokrat değildir. Demokrasi bizim siyasi partilerimiz için fantezidir. İşlerine geldiğinde demokrat kesilirler, işlerine gelmediğinde eşleri, benzerleri olmayan diktatör olurlar.

Demokrasiye en uygun kültür; Türk kültürü ve en uygun din anlayışı da İslamiyettir. Şunu söylemek istiyorum: Hem Türk kültürü hem de İslam kültürü İnsan haklarına ve demokrasiye en yakın iki sosyolojik değerlerdir. Birbirleriyle yoğrulmuş İslamiyet ve Türk kültürü karşımıza mükemmel bir yönetim sistemi çıkarır.

Bu yönetim sisteminin temelinde hak ve adalet yer alır. Hak ve adaletin öncelendiği bir sistemde EŞİTLİK, KARDEŞLİK, SEVGİ, SAYGI, ORTAK PAYLAŞIM, BÖLÜŞME, İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİNE AZAMİ SAHİPLİK, ÇEVRE ŞUURU, ÖZGÜRLÜK, DÜŞÜNCEYE SAYGI, HOŞGÖRÜ, HAKKANİYET, SAMİMİYET vb. gibi önemli kavramlar yer alır.

Birkaç gün önce yazmıştım.

Son peygamberimiz, İslamiyetin önderi Hazreti Muhammet (as) diyor ki "BİR SAATLİK ADALET; BİN SAATLİK NAFİLE NAMAZDAN DAHA ÜSTÜNDÜR". Bu anlayışı VEDA HUTBESİ'nde de görmek mümkündür.

Peygamberimizin VEDA HUTBESİ'nde adalet var... İnsan hakları var… Hürriyet var... Demokrasi hepsinin başında var... Özgürlük var... Sevgi var... Saygı var... Helal var... Haram var... Bir başka kısa net ifadeyle; İNSANLIK VAR İNSANLIK...

Gelelim ülkemize:

Müslüman Türk Milletiyiz... Asırlardan beri beraberiz... Kemikleşmiş millet olmuşuz... Bu milletin adına "TÜRK" demişler... Bu ismi de atalarımız ve bizler benimsemişiz... Kabul etmişiz... Özümsemişiz... Bu topraklarda yaşayan herkesi de Türk kabul etmişiz... TÜRK İsmi öyle bir isim ki kutsal kitaplarda çok önceden yazılan anıtlarda yer almış en eski millet adıdır.

Türk; Hürriyet demektir..

Türk; Adalettir.

Türk; Eşitliktir.

Türk; Özgürlüktür.

Türk; Saygıdır, sevgidir, hoşgörüdür.

Türk; İnanç silsilesi olan bir sistemin adıdır.

Türk; Bazı zırcahillerin anlayışına göre ırkçılık, bölücülük, ayrıştırmacılık değil tam aksine birleştirici, kaynaştırıcı, yapıştırıcı görevi olan tek ve samimi bir sevgi bağıdır.

Türk’ün hakimiyet kurduğu yıllara lütfen bir dönün bakın.

Adalet var.

İnsan hakları en üst düzeyde.

Eşitlik ve dini inançlara saygı en üst seviyede.

"Günümüzde durum nedir?" diye soracak olursanız; aynı duyguların yaşandığını ve ya yaşatıldığını söylemem mümkün değildir.

Adalet büyük yara almıştır. Maalesef adalet siyasileştirilmiştir. Adli makamlarda görev yapanları gözleri bağlı değildir. Hak ve özgürlükler konularında eşiklik prensibi zedelenmiştir, yaralanmıştır.

Ülkemizde haksızlığa uğramış binlerce masum insan var. İnsan hakları ayaklar altına alınmıştır. Cezaevleri suçlularla değil suçsuzlarla doludur.

İnsanlar; korkudan haklarını arayamaz haldedir. Türkiye Cumhuriyeti devleti tam bir polis devleti olmuştur. Hukuk; işlemez haldedir. Suçluluk tanımı kişilere göre yapılmaktadır. Yasal kurallara riayet edilmemektedir

Bu uygulamaları yapanlara bir önerim var: Madem ki Müslüman Türk olduğumuza söylüyoruz, o zaman işin başında olanlar önce ŞEYH EDEBALİ’nin nasihatını okumaları, sonra da SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ’in “VEDA HUTBESİ"ni okumalarını özellikle talep ediyorum. Bunları okuduktan sonra herkesi aklı selim düşünmeye davet ediyorum.

Kardeşçe; Birlikte, yan yana yaşamamızın başka yolu yok.

Demokrasiyi içtenlikle benimsemeliyiz. İnsan hak ve hürriyetlerine samimiyetle sarılmalıyız. 

HÜRRİYET... HÜRRİYET... HÜRRİYET diyorum...

Saygılarımla...