Demografik ihanet

Halil KONUŞKAN

Ülkelerin varlığı ve devamının en önemli unsuru nüfus faktörüdür. Nüfus sadece bir sayıdan ibaret değildir. Nüfusun yaş ortalaması, eğitim düzeyi, becerileri, yerleşimi ve yaşam tarzı çok önemlidir. Nüfusun coğrafya üzerinde ki dağılımı ülkenin istikbali açısından tamiri imkânsız sonuçlara sebep olabilir.

Özellikle sanayi toplumuna geçilmesinden sonra köyden kente göç yaşanmasıyla köyler boşalmaya kentlerde kalabalıklaşmaya başladı. Çarpık şehirleşme, kırsal üretimin azalması ve bu değişimin getirdiği sorunlar uzun zamandır biliniyor.

Avrupa ülkelerinde göç devletin planlı yaklaşımlarıyla bazı büyük kentlere büyük nüfusların yığılmasını engelledi. Örneğin Almanya’da “Ren Havzası” denilen, “Kuzey Ren Westfalya”eyaleti ve bu eyalete komşu olan diğer eyaletlerde bir sanayi ve nüfus yığılması oldu. Ancak bu yığılma, yan yana yerleşmiş onlarca şehre yayıldı. Bizim gibi en stratejik şehirlerine yirmi milyon insanı yığmadılar.

Hatta dışarıdan getirdikleri işçileri bile stratejik olarak yerleştirdiler. Bu kadar kalkınma ve yatay sosyal hareketlilik yaşayan bir ülke olarak Almanya’da yine Alman milletinin demografik üstünlüğü var. Danimarka sınırında yüzyıllardır yaşayan Dan azınlık haricinde hiçbir bölge de dengeler değişmedi.

Fransa’da Breton, Katalan, Bask, Alman, Flaman ve İtalyan nüfusu kendi bölgelerinin dışına yayılamadı. İber yarımadasından gelen işçiler İber halkının yoğun yaşadıkları yerlere komşu şehirlere yerleştirilmedi.

İtalya’da nüfus Lombardiya, Piemonte ve Genova bölgelerinde değişik şehirlerde yoğunlaştı. Son zamanlarda gelen Arnavut göçmenler Arnavutların yaşadıkları Sicilya ve Kalabriya bölgelerinin dışına yönlendirildiler.

İspanya’da Katalan, Bask ve Portekizlilerin bölgeleri var, ama bu bölgelere komşu illerde bu halkların yayılması durumu yaşanmadı.

Biz de ise ne onlar gibi bir kalkınma oldu, ne de onlar gibi sağlıklı bir demografi politikası takip edildi. Ülkemizde Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz ve İç Anadolu’nun köyleri boşalıyor. Bu köylerin bazılarında muhtarlığın sadece tabelaları kalmış, bazılarında üç-beş yaşlı ölümü bekliyor. Karadeniz’de ilçelerde ve illerde bile bazı anne babaların bütün evlatları gurbette yaşıyorlar. Terörün Karadeniz’e inmesinin bizi uykudan uyandırmış olması lazım.

Devletimizin bütün grupları asli vatandaşımızdır. Ancak, hiçbir sağlıklı devlet bir grubun demografik olarak bazı bölgeleri ele geçirmesine izin vermez, vermemeli…

Dün Türkmen bir şehri olan Diyarbakır, Bulanık, hatta Adıyaman’ın Mülk köyü gibi bazı örnekler karşımızda duruyor. Özellikle doğu illerimizde son 50 yılda etnik yapı gözle görülür şekilde değişti. Şimdi, sıra diğer bölgelerimize gelmeden bir an evvel milli bir demografi politikası takip etmemiz gerekmektedir.

Unutmayalım! Coğrafya boşluk kaldırmaz.