Çocuklara Şeytanlı Tuzak

Yaşar KARNAP

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Mardin'de sabah namazını kıldırdıktan sonra cemaate seslendi. "Kuran'ın olmadığı yer karanlık bir yerdir, Kuran'ın girmediği kalp karanlık bir kalptir, Kuran'ın girmediği ev harabe bir evdir. Kur’an okumayan çocuklar şeytanla beraberdir" dedi.

Bu ülkenin çoğunluğunu Müslümanlar oluşturuyor. Bir rivayete göre; yüzde doksan dokuz, diğer bir rivayete göre; yüzde doksan beş, doksan derken böyle devam edip gidiyor. Fakat bilinen bir gerçek varsa, çoğunluğun Müslüman olduğunu söyleyen ve savunan kesimin fazlalığı. Burada Müslümanlığın gerçek mi yoksa söylemde mi olduğunu tartışmaya açmayacağım bu benim görevim değil. Din, bir inançtır ve kişinin inandığı şey ile kendi arasında bir köprüdür. Şahsı bağlar ve beni hiç mi hiç ilgilendirmez. Ancak benim ilgimi çeken ve zihnimde tezat oluşturan Diyanet işleri başkanının söylemi. Yıllar önce bu kişiler, iktidara geldiğinde dindar nesil yetiştireceğiz diye yola çıktı. Bugüne gelene kadar,  neredeyse tüm okulları imam hatip’e çevirdi ve müfredatta dine dayalı bir uygulamaya gitti. Ancak hala dindar nesil yetiştirememişler ki; Kuran’ın okunmadığından şikayet ediyorlar. Burada ki söylemde bir tezat var. Bundan önce din ve ahlak bilgisi eğitimi veriliyordu. 2002 yılından sonra “ahlak” başlığı kaldırılarak, ağırlıklı din eğitimi oluşmaya başladı. Bugün din öğreticisi olanlar, 2002 yılından önce dini akademik düzeyde öğrenmiş ve o gün öğrendiklerini bugün uygulamaya koymak istiyorlar.

Sn. Ali Erbaş’a bir hatırlatmada bulunacağım. 9 kasım da sözcü gazetesinde yayımlanan bir demecinde aynen şu cümleleri kullanmış. “Aydınlanma sonrasında şahlanan seküler ideolojilerin hedefi, Tanrı'yı ve izlerini sosyal hayattan uzaklaştırmak, irrasyonel ve hurafeden ibaret gördükleri dini yasaklamaktı. Gel gör ki, seküler ideolojiler hiçbir yerde karın doyurmadı. Üstelik seküler cennet hayalleri milyonların canına mâl oldu! Fikirler, ideolojinin kalın zırhına büründürüldüğünde zulmün, işkencenin ve psikolojik baskıların aracına kolayca dönüşebilirlerdi ve nitekim hemen her yerde bu gerçekleşti. Kutsallaştırılan ideolojilerle tarihe, geleneğe, kültüre, dinî kimliklere acımasızca saldırıldı. Büyük bir kısmı aldatmacadan ibaret olduğu halde Müslüman halklara dayatılan bu toptancı, totaliter, teokratik düzenler sahiplerinin nazarında eşsiz birer dünyevi cennet tasarımıydı. Irak ve Suriye'nin Arap ırkçılığına dayalı Baas rejimleri; Körfez ülkelerinde şekilci, ahlaki muhtevadan yoksun şeriat düzenleri; Kuzey Afrika'nın, Türkiye'nin, otoriter, seküler tek parti rejimleri; Endonezya'da önce Sukarno'nun, ardından Suharto'nun kanlı diktatörlükleri.” Sn. Ali Erbaş, siz diktatör dediğiniz rejimin imkanları sayesinde ilk önce imam oldunuz bugün ise Prof. Dr. Ali Erbaş olarak yine o Cumhuriyetin kurduğu Diyanet işlerine başkan oldunuz. Öncelikle çıkarlarınız doğrultusunda halkı aldatırken Cumhuriyetin kurucularının sizlere tanıdığı haklara ihanet etmeyiniz tıpkı Atatürk düşmanını hastanede 9 kasımda ziyaret etmeniz gibi.

Sn Ali Erbaş’ın son söylemi ise dinin nasıl kullanıldığının bir ifadesidir ki; aynı zamanda insanların aklı ile dalga geçmenin nasıl olduğunun da göstergesidir. Günümüzde emperyalistlerin kapitalizmle sömürdüğü toplumların açlık ve sefalet içinde olduğunu bilmeyeniniz yoktur. Bunların en yakın örneği YEMEN’de yaşananlardır. Arabistan’a yaklaşık bin km mesafede olan bu ülkedeki çocuklar açlıktan ölüyor. YEMEN’in neden bu durumda olduğunu yazmayacağım benim aklımı karıştıran Sn Ali Erbaş’ın söylemi. “Kur’an okumayan çocuklar şeytanla beraberdir”. Bu söylemi doğru kabul edelim. Hemen aklıma her yıl Haç’ta kesilen 1milyon kurban geliyor. Oraya gidenler Kur’an okuyor Allah’a inançları tam ve en önemlisi de çocuk değiller bahsettiği o çocukların ya babaları ya anneleri. Hal böyle iken uçakla 1 saatlik mesafede bulunan ve 28 milyonluk nüfusa sahip Yemen’de çocuklar açlıktan neden ölüyor. Kesilen etlerin oraya gönderilmesi gerektiği yoksa Kur’an da (komşun açken tok yatamazsın) yazmıyor mu? Yazıyor da siz okumak mı istemiyorsunuz. Söylemleriniz tezat oluşturmasın. Unutmayın ki; bu ülkede hala sorgulama yeteneğine sahip olan bir kesim var ki; hiç de azımsanmayacak derecede kalabalıklar. Her ne kadar şeklen böyle gözükmese de bunun böyle olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

Sn Ali Erbaş’a bir hatırlatma daha yapayım. Malum bu ülkede üretim yok edildi Devletin tek gelir kaynağı vergiler ve cezalardan oluşuyor sanırım uzun yıllar da bu böyle devam edecek. Bu bağlamda Devletin topladığı vergilerden en büyük paylardan birini başkanı bulunduğunuz kurum alıyor. Ve yine biliyorum ki (Kur’an okuyucusu olarak) faiz geliri elde etmek Kur’an da şeytanla işbirliği yapmak gibi bir şeydir ve sizin kurumunuzun yıllık faiz gelirinin 257 bin Tl olduğunu resmi kayıtlarda mevcut.  Çocukları şeytandan uzak tutmak gerekir diyen sizlerin şeytanla olan işbirliğinize bir açıklama getirmenizi öneririm ne dersiniz? Buna sesiniz çıkmaz çıksa zaten içi boş kendi ile çelişen söylemlerde bulunmazdınız. Siz çocukları eğitmeyi bırakın siz vakıflarda camilerde v.s size bağlı birimlerde meydana gelen taciz, tecavüz, bademleme gibi yüz kızartıcı olayların önünü nasıl alırız onun için uğraş verin. Sn Ali Erbaş şunu da çok iyi bilin ki; dünyada var olan hiçbir din çocukla şeytanı yan yana getirmemiştir. Sizin bu söyleminiz bile çocuklara yapılan en büyük haksızlık ve hakarettir. Diğer yaptıklarınız bir tarafa ama çocukları şeytanla yan yana getiren bu söyleminiz yüzünden bile yerinizi hak etmediğinizi düşünüyorum. Bundan dolayıdır ki; başkanlığınızın 2019 yılı bütçesini ve diğer bakanlıklara ayrılan bütçeleri merakla bekliyor olacağım. Şeytanla kol kola olan kim, çocukları bile acımadan bu sistem içinde çıkarlarınız doğrultusunda şeytan olarak yetiştirmek isteyen kim onu da göreceğiz.

Burada en önemli görev biz velilere düşüyor ve çocuklarımızı şeytan ile yan yana getiren Sn Ali Erbaş hakkında ne düşünüyor çok merak ediyorum. Dünya üzerinde başka bir dine mensup olan bir din görevlisi böyle bir söylemde bulunsa, veliler o din görevlisini ne yaparlardı bunu iyi biliyoruz. Neden Müslüman topluluklarda din adamlarının söylediği her şeyi sorgusuz sualsiz kabulleniyoruz onu da anlamış değilim. Umarım son olaydan sonra velilerimizde kendine gelir çocuklarımızı kimlere emanet ettiğimizin farkına varır.