Çift yönlü göçmen tehlikesi

Halil KONUŞKAN

İnsan psikolojisi üzerine derin çalışmalar yapılıyor. Bütün bilimsel faaliyetlere rağmen yine de karşımızda bir muamma var. Şimdiye kadar bilim insanlarının katettikleri mesafelere gelecekte yeni mesafeler eklenecek.

Biz geleceği bilemeyiz, ancak öngörü sahibi olabiliriz. Bilimsel geçmiş ortada duruyor. Bu geçmişe göre bazı hakikatler üzerinden değerlendirmelerde bulunabiliriz.

Birey olarak insanın kritik durumlarda olağanüstü gayret gösterdiği, hayati anlarda normal haldekinden fizik olarak daha güçlü olduğu ve zihinsel olarak daha verimli düşündüğü kanıtlanmış durumdadır. Yine sıcak iklimlerin insanlarının soğuk iklimlerin insanlarına göre nispeten daha rahat oldukları biliniyor.

Bulundukları yerleşim biriminden veya ülkeden başka yerleşim birimlerine veya ülkelere göç eden veya göç etmek zorunda kalan insanların göç ettikleri yerde tutunmaları için olağanüstü gayret göstermeleri gerektiğinden dolayı bir süre sonra rahat bir hayata kavuştukları görülüyor.

Yeniliklere, sosyal değişim ve hareketliliğe göç eden bireyler daha açık olurlarken, yerinde duran insanlar daha durağan oluyorlar. Bu durum kültürel değişim açısından da kendisini gösteriyor. Göç vermeyen veya göç almayan bölgelerin yemek kültürleri bile daha fakir kalıyor.

Tebdil-i mekan yapan insanlar daha maceraperest olmak zorunda kaldıklarından bazen sıkıntılar çekseler bile atıldıkları maceralar sonunda onları yerli halka üstün kılıyor.

Bu sosyolojik-sosyal psikolojik gerçekler ışığında ülkemizin geleceğinin üzerine biraz kafa yoralım.

Türkiye’de son yıllarda ülke dışına bir göç var. Ama bu göç 60’lı yıllardaki gibi emek göçü değil, beyin göçü. Öte yandan emek-yoğun ve alt sekmende hizmet alanların da çalışmak üzere ülkemize yoğun bir göçü var. Restoranlarımızın bulaşıkçıları Gürcistan’dan, dağlarımızın çobanları Özbekistan’dan, evlerimizin çocuk bakıcıları Türkmenistan’dan geliyor.

Hülasa akıl gücü olan insanlarımızın azaldığı, emek gücü olan insanlarımızın çoğaldığı bir gelecek bizi bekliyor.

Suriyeliler artık dilenmekten vazgeçtiler, işyerlerini açtılar ve patron oldular. Patron olmayanlar da Suriyeli patronların yanında çalışıyorlar. Bizde ise emeklilerin ve dar gelirlilerin hali malûm.

Türk cumhuriyetlerinden gelenlerin yerleşmeye gelmedikleri, çalışıp geri döndüklerini düşünürsek; gitmeye niyeti olmayan Arap, Bangladeşli ve Afganlar'ın hem demografik yapımızı değiştirecekleri hem de bir süre sonra yerli Türklerden daha varlıklı olacaklarını öngörmek zor değil…

Bu şartlarda ne yazık ki, daha cahil ve gayri Türkler'in daha zengin olacakları bir gelecek bizi bekliyor.

Bir devletin devlet aklı olmaz veya birileri -hiçbir halt olmadıkları halde- devlet aklı olduklarını zannediyorlarsa o devletin ve halkının geleceği karanlık demektir.