Çanlar Türkiye için çalıyor.

Bahattin AYHAN

1923 de kurulan Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşunun yüzüncü yılında: Hak, hukuk, adalet, güvenlik, eğitim ekonomi, maliye, dış ilişkiler, iç barış... Yönünden çok zor bir döneme giriyor. Halk perişan, dış ilişkiler pamuk ipliğine bağlı, açlık sınırında yaşayan bir nüfus ve hırpalanmış din anlayışı bunlardan bazıları. İç barış bozulmuş, siyasette  bel altı vurmalar. Tehditler, çocuk istismarları, kadın cinayetleri, boxulan eğitim sistemi almış başını gidiyor. Seçime giderken bu sorunların nasıl sonlandırılacağına dair görüşler beklerken, depremin ağır tahribatı altında ezilirken gelecekten umut görmeyen, karamsarlık içinde bulunan vatandaş ne yapacak? Çok sıkı sansür ve cezalandırma uygulanıyor gerçekler anlatılamıyor. Hapishaneler fikir suçlusu ile dolu. Özünde baskıcı, tek adam rejimi. Bunun adı ise başkanlık sistemi? Dikkat edin demokrasi değil. Adına ne derseniz deyin tek adam sistemi.

İngiltere, Belçika, Norveç gibi ülkelerde de krallıklar  var. O krallıklar ki halkını refah içinde özgür ve adil yönetiyor. Halkın gelir ve refah seviyesi oldukça yüksek. Halkın gelecek, az gelirlinin aç ve açık kalacağım derdi yok. Devlet yönetimi gibi yönetimleri var. Türkiye neden olmuyor? Nedenlerini okuyucular çok iyi biliyor. Yazının altına olumlu veyahut olumsuz iki satır dahi yazmaya korkuyor. Mutsuz, fakir, yarınından endişeli bir toplum olduk. Hukuk tek kişi, hak tek kişi. Benim milletim, benim vatandaşım… Ve benimle başlayan cümlelerin sonu gelmiyor. Benimmm…benimmm bemimmm...

Tamam, tamamda, bunları bizde biliyoruz. Peki ne yapacağız? Sorusunu da soruyor ve kendinizi test ediyor musunuz? Doğru mu yanlış mı yapıyorum diye. Yoksa körü körüne döylenen bir yalanın arkasından mı gidiyorsunuz? bilemiyorum. Ne yapacağız? Her şey ortada. Gizlisi, saklısı yok, yalanı çok, doğrusu yok. Bugün açtık, yarında açız…Seçime 40 gün kaldı. Vereceğiniz bir oy Türkiye’nin ve sizin yaşantınızı değiştirecek. Ya millet, ya Cumhur ittifakına ve adaylarına oy vereceksiniz. İyiyi  seçerseniz ne ala, seçmezseniz zor günlere kucak açmış olacaksınız. Kendinizle beraber halkımızı da yakacaksınız, Bugünleri arayacak, ah vahla ömrünüzü geçireceksiniz. Tabii açlıktan, ilaçsızlıktan, hastalıktan ölmezseniz, akli dengenizi koruyabilirseniz.

İç ve dış tehditler karşısında, bozulan huzurun, halkın korku ve endişelerinin sona ermesi dileğiyle...