Bir hainin portresi

Fazlı KÖKSAL

Bazıları Fesli Kadir, İmam Yılan Fadıl gibi Milli Mücadele, Türklük ve Atatürk düşmanı sözde Müslümanların nereden ve nasıl peydah olduklarına akıl erdiremiyorlar.

Şu cümleyi dikkatle okuyun;

"Benim elimden gelse Türkleri Arap yaparım, diğer Müslümanları da. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına da çok eseflenirim. Arap dili, ne Türk diliyle ne de Çerkez diliyle kıyas kabul etmeyecek derecede üstünlüğe sahip olduğundan, insanın, milliyetin küçüğüne sahip olup da onunla iftihar edeceğine büyüğüne sahip olarak onunla iftihar etmesi daha kárlı ve makul olur."

Yukarıdaki Türklük düşmanı ifadeler kime ait biliyor musunuz? Şeyhülislam Mustafa Sabri'ye..

O Mustafa Sabri Efendi'yi bilenleriniz bildi...

Damat Ferit hükümetlerinin Şeyhülislamı... Sevr anlaşmasını savunan, onun imzalanması konusunda görüş bildiren din(!) adamı... Hatta Sevr'in imzalanmasına onay verdiği günün gecesi ailesiyle oturduğu Meşihat binasında eşi Ulviye Hanım'ın ağlayarak “Sen Allah'tan korkmadın mı? Peygamber'den utanmadın mı? İzmir'in Yunanlılara verilmesine nasıl razı oldun?” diye çıkışmıştır.

Şeyhülislam Dürrizade'nin imzaladığı, Kuva-ı Milliye'cilerini katlinin vacip olduğuna dair fetvayı kaleme alan da O'dur... İngiliz Muhipleri Derneği başkanıdır... Said-i Nursi ve İskilioli Atıf'la beraber Milli Mücadele karşıtı İslam Teali Cemiyeti'ni kurmuştur... Kurucu olduğu İslam Teali Cemiyeti’nin; Kuva-i Milliyecilere “Kudurmuş haydutlar” diyen bildirisini kaleme aldı. Hükümet de bu bildiriyi uçaklardan atarak dağıttırdı.

O bildiride yer alan bazı cümleler;

“İki paralık M.Kemal kuvvetinin baskısına boyun eğerek İngilizler'in, Fransızlar'ın vs. devletlerin İstanbul’dan çekip gitmelerini ancak Kemalistlerin idam ettiği Türk aklı kabul edebilir.”

“Ey kahraman askerler… Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami gibi hainlerin, zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız? Elinize aldığınız fetva-i şerif ki Allah'ın emridir. Okuduğunuz hattı münif ki halifemizin, padişahımızın bir fermanıdır. Siz Allah'ın emrine, halifenin fermanına uyarak bu canileri, bu katil canavarları daha ziyade yaşatmamakla memur ve mükellefsiniz…”

Cumhuriyet’in ilânından sonra oğlu İbrahim’le birlikte yurt dışına çıkarılacak 150 vatan hainin adının bulunduğu 150'likler listesine alındı. Yunanistan'a kaçtı. Oradan Mekke'ye ve Mısır'a geçti.

Mısır'da da Türklük ve Türk devleti aleyhindeki yaklaşımlarını sürdürdü: Türk Devleti Şeyh Sait İsyanı'nın bastırınca Türkler'i “Müslüman barbarlar” diye adlandırdı. Türklerin Musul'da hiçbir hakkı olmadığını savundu. Cumhuriyet hükümetinin, Ermeniler'i ve Kürtler'i imha etmek istediğini yazdı.

Ve bazıları birkaç yıl önce Tokat'ta bir İmam Hatip Lisesi'ne bu Mustafa Sabri'nin ismini verdiler. Gelen tepkiler üzerine bu isim değişti. Ama ismi veren Kaymakam ve Milli Eğitim Müdürü halâ kamu görevlisi... Okula onun isminin verilmesini savunan bir memur sendikası başkanı "Tabela iner ama yüreklerden ve zihinlerden saygınlığı asla inmez" diyebilmiştir.

Fesli Kadirler Yılan Fadıllar; Damat Ferit, Mustafa Sabri gibi hainlerin günümüzdeki temsilcileridir... Ve sayıları hiç de az değildir....

Unutma, ve unutturma…