Baskın erken seçim mi olacak?

Nazım PEKER

Her alanda oldukça zor günler yaşanıyor. Akdeniz’de orman yangınları ve THK’nın Ateş Kuşlarının uçurulmaması ve bu konuda her kafadan birbirini tutmayan açıklama ve demeçler.

Karadeniz’de seller ve kaybolan canlar ile. Buralara yapılan HES’in tartışmaları, dere yataklarına rant için verilen imar izinleri.

Hortlayan işsizlik ve işsizlikten kimyaları bozulan üniversiteli bir gençlik!.

Mantıklı bir cevabı olmayan TC Merkez Bankası’nın kayıp 128 milyar doları.

Söz verildiği halde verilmeyen 3600 ek gösterge ve EYT’liler.

Atanmayan ve aynı okulda, aynı eğitimi verdikleri halde ayrı ayrı ücret alan öğretmenler.

Önü alınamayan Suriyeli ve Afgan göçü ve göçmen sorunu!.

Artan enflasyon, yükselen faiz, döviz ve önlenemeyen zamlar varken; hükümetin ve görevlilerin lüks ve konfor içinde yaşamaları, üç-beş yerden maaş almaları: sadece halkı değil vatandaş ile birlikte, Sn. Erdoğan’ı ve AKP’yi oldukça yıprattı, bunalttı.

AKP artık senaryo üretemez konumda. Çünkü bütün vaatlerini yaptı ve başaramadı.

Tek çıkar yol halka gitmek ve güven tazelemek. Bu koşullarda normal bir seçim AKP’nin yıkımı olmaz mı?

Nedir çıkar yol?                                                                                                                                  

OHAL' in gölgesinde, tüm kamu gücünü ve baskısını kullanarak; baskın bir erken seçime gitmek.

Bunun yolu da, biraz şaibelerden kurtulmakla olacak. Sn. Erdoğan önce etrafındaki şaibeli isimleri uzaklaştıracak, vitrinde yeni yüzlere yer vererek, kafası karışık seçmen kitlesinin gazını almaya çalışacak. EYT’yi çıkaracak, KYK’ı düzenleyecek, 3600 ek göstergeyi verecek, maaşlara hatırı sayılır zamlar yapacak. Böylece seçime gitmeyi düşünecektir diye düşünüyorum.

Kazanırsa AKP kurtulacak, kaybederse gelen hükümet düşünsün.

Olası mı?

Denemenin zararı ne?

Muhalefete düşen görev ise: özellikle kırsalda çok çalışmaları lazım!. Zira AKP en fazla oyu oralardan alıyor. AKP’nin ve Sn. Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürecek eylem ve söylemlerden oldukça uzak duracaklar.

Devam eden yardım programlarının, alınan kredilerin geri ödeme faizlerinin daha da iyileştirileceğini bu kırsal kesime iyi anlatmalılar.

Bir örnek:

Bana bir yurttaşımız dedi ki, "Kıçdaroğlu ya da Millet İttifakı gelirse çocuk parası vermeyecekmiş, yaşlılık aylığımızı keseceklermiş.”

Aslında böyle bir şey yok. Ama bu konuda vatandaşa ikna edici ya da alternatif çözümleri sunmalısınız ve anlatmalısınız. Aksi halde kırsalı yine AKP’nin kucağına atarsınız.

Önemli olan halka inmek, halkla buluşmak değil; halkı ikna etmek daha cazip çözümler üretmek olmalıdır.

Zira Türk insanı acil kurtuluş yolu arıyor. Arıyor ama güvenecek lider ve parti de arıyor.

Hiç kimse için seçim; çantada keklik değil.

Esen kalınız...