Bağ kurmanın temeli güven...

Mehmet YILMAZ

Hiç şüphesiz 23 Haziran bir dönüm noktasıdır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, öyle gitmeyecektir. 23 Haziran; demokrasiyi savunanların, hak, hukuk, adalet arayanların, ülkemizde huzur ortamı tesis etmeye çalışanların zaferidir.

Tabi bir yandan zafer kazanılırken öbür yandan da hezimetin yaşanması kaçınılmazdır. 23 Haziranda, kendi seçmenini konsolide etmek için, insanımızı kutuplaştıran, ötekileştiren, kendilerinde olmayanı dışlayan, kin ve nefrete dayalı propaganda anlayışı kaybetmiştir.

Sinsi iletişim ve kara propaganda teknikleriyle “ne yaparsanız yapın yine kazanacaklar” algısı oluşturuldu yıllarca.

31 Mart’ta kulaklarının çekilmesiyle yetinmeyenlere, Türk Milleti 23 Haziran’da tabiri caizse şamar indirdi. Korku duvarları yerle bir oldu.

23 Haziran’a nasıl gelindiğini anlamak için, 7 Haziran2015’te neler olduğunu bilmek gerekir. Ne olmuştu 7 Haziran’da?

7 Haziran seçimlerinde AK Parti devletin bütün imkanlarını kullanmasına rağmen TBMM’de sayısal çoğunluğu kaybetmişti. Tek başına hükümet kuracak durumda değildi. Bu AK Parti için sonun başlangıcıydı. Seçim sonuçları daha resmi olarak ilan edilmeden, Devlet Bahçeli’nin erken seçim çıkışı damgasını vurdu o akşama.

Bu sürecin sonucu olarak yaklaşık 5 ay sonra 1 Kasım 2015 Pazar günü erken seçim yapıldı. Bu seçimin sonucunda AK Parti 317 Milletvekili çıkararak TBMM’de yeniden sayısal çoğunluğu elde etti ve Ahmet Davutoğlu hükümeti kurdu. Bu seçimde MHP’nin 80 olan Milletvekili sayısı 40’a düşerek Mecliste temsil edilen en küçük gurubu oluşturdu.

Muhaliflerin kongre talepleri peş peşe gelmeye başladı. Genel Başkanlık için 6 Aday ön plana çıktı. MHP üst kurul delegelerinin büyük çoğunluğunun desteğini alan Meral Akşener 23 Nisan 2016 Cumartesi günü Atatürk Kapalı Spor Salonunu hınca hınç dolduran büyük bir kalabalığa hitap etti.

Değişimin işaret fişeği Atatürk Kapalı Spor Salonunda ateşlendi cümlesi abartı sayılmaz. Parti yönetimi ve muhaliflerin karşılıklı hamleleri, 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimiyle kesintiye uğradı. 20 Temmuz 2016'da Olağanüstü hal ilan edildi.

Bu süreçte meydana gelen olayları iyi tahlil etmeden 23 Haziran zaferi anlaşılmaz. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Referanduma giderken parlamenter sistemin devamını isteyenlerle, hiçbir örneği olmayan bütün yetkilerin tek adamda toplanmasını sağlayan başkanlık sistemini isteyenlerin iki blok oluşturduğunu bilmek gerek. Referandum sırasında kanunen geçersiz olan mühürsüz oyların geçerli kabul edilmesinin ardındaki sebepleri anlamak gerekir.

24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında yaşananları anlamadan 23 Haziran anlaşılmaz. 24 Hazirana giderken yaşanan karartma ve kara propagandayı göz önüne almak gerekir. En son 31 Mart seçimlerine giderken kullanılan dili iyi düşünmeli. Bir yanda husumeti körükleyerek yandaş safları sıklaştırmak için rakibe iftira atma ve karalamaya yönelik söylemler, diğer yanda yapacakları projelere odaklanmış, insanların mutlu ve huzur içinde yaşaması için yapacaklarını anlatan bir üslup.

23 Haziran seçimlerine giderken yaşananlar da hiç unutulacak, hafızalardan silinecek gibi değil. “Pontus”, “Yunan”, “Bunlar terör örgütleriyle kol kola” ve en son “Sisi” benzetmeleri seçmen nezdinde geçerli görülmediği gibi tepkiye de yol açtı. En son olarak da seçime 48 saat kala bebek katilinin mektubunun televizyonlarda okutulup yorumlanması üzerinde konuşulması bardağı taşırdı. Bir terör örgütü mensubunun TRT’ye çıkarılması daha önce hiç görülmüş müdür? Legal bir partiye, illegal bir terör örgütünün hükümlü elebaşı kanalıyla ayar vermeye çalışmak nasıl bir davranıştır? Devlet geleneğimizde eşi emsali görülmüş müdür?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 2 Temmuz günü yaptığı gurup konuşmasında, “Milletimiz bir kişiyi bir siyasi partiyi destekledi mi arkasında durur. Ama unutulduğunu anladığında gereğini yapmasını çok iyi bilir” dedi. Bağ kurmanın temeli güvendir. İnsanlar güven duydukları liderleri takip ederler. Ekrem İmamoğlu da hem 31 Mart gecesi ilkeli ve dik duruşuyla, hem de daha sonraki süreçte söyledikleriyle sadece İstanbul seçmeniyle değil milletimizin tamamıyla güçlü bir bağ kurmuş, sonuç olarak da zaferi kazanmıştır.