Ayakkabılı virüsler

Fazlı KÖKSAL

Covid 19’u ilk duyduğumuzda bu kadar tehlikeli olduğunu belki öngörebilirdik. Ama bu kadar akıllı, bu kadar yönlendirici, bu kadar seçici bir virüs olduğunu tahmin edebilir miydik?

Evet, Covid-19 çok seçici bir virüs, hem de aklın almayacağı ölçüde. Kime bulaşacağını ilginç yöntemlerle seçiyor. Ama bizim yetkililer Covid 19’dan daha akıllı oldukları için, onun kimi seçeceğini biliyorlar ve tedbirleri ona göre alıyorlar.

Mesela;

Altmış beş yaş üstü politikacılara bulaşmıyor, Altmış beş yaş üstü sıradan yurttaşa 1 km. öteden bulaşıyor.

Ak Parti il ve ilçe kongrelerinde bulaşmıyor, dernek genel kurullarında bulaşıyor.

Camide, kilisede bulaşmıyor, kahvehanede bulaşıyor.

Hafta içi bulaşmıyor, hafta sonu bulaşıyor.

Hafta sonu alışverişe gideceğim deyip dolaşan yalancıya bulaşmıyor, kurallara uyan normal vatandaşa bulaşıyor.

Köy okulunda bulaşmıyor, kent okulunda bulaşıyor.

Lebalep dolu salonlardan bulaşmıyor, maske ve mesafeye dikkat edilen apartman yönetimlerinde bulaşıyor.

Otellerin içindeki restoran ve cafelerde bulaşmıyor, çarşıdaki restoran ve cafelerde bulaşıyor,

Pek çok ilde Hıfzıssıhha Kurulu kararlarına göre 65 yaş üzerindekiler izin saatlerinde marketten alışveriş yapabilirken, pazardan alış veriş yapamıyorlar. Demek ki altmış 65 üstüne kapalı markette bulaşmıyor, açık havadaki pazarda bulaşıyor.

Plajda, kayak merkezlerinde bulaşmıyor, okulda bulaşıyor.

Şehirlerarası yollardaki dinlenme tesislerinde bulunan lokantalarda bulaşmıyor, esnaf lokantalarında bulaşıyor.

Ünlülerin cenazesinde bulaşmıyor. Hele ölen kanaat önderiyse* ve de cenazeye Cumhurbaşkanı katılıyorsa hiç bulaşmıyor. Sıradan insanların cenazesinde bulaşıyor.

Çok çok zeki bir virüs. Mesela; 64 yıl 11 ay, 29 günlük bir kişi ile 65 sene 1 günlük kişiyi ayırt edebiliyor.

Güçlüden yana bir virüs: İktidar partisinin toplantılarına bulaşmıyor. Kendisinden daha tehlikelilerden ve muktedirlerden uzak duruyor.

Girişte de belirttim. Tanrıya çok şükür, virüsü çok iyi tanıyan, özelliklerini bilen, onun kimlere zarar vereceğini öngörebilen yetkililerimiz var da bugüne kadar Covid 19 ile mücadeleyi en iyi yöneten ülkelerden birisi olduk.

Yöneticilerimiz en son, Covid 19’un coğrafya bilgisinin çok iyi olduğunu, haritaları iyi okuduğunu da keşfettiler. Virüsün bu özelliği çok dikkat çekici. Şehirden şehire insan geçişinde ciddi bir sınırlama olmamasına rağmen, virüs il sınırlarını ihlal etmiyor. Riskli bir kentte yaşayan kişiye bulaşan virüs, eğer o kişi riski düşük bir kente giderse, yeni kentteki insanları riske sokmamak için bulaştığı kişiyi hemen terk ediyor.

Ama sonuçta ne kadar akıllı olursa olsun bazen onun da kafası karışıyor. Mesela Sağlık Bakanı'mızın maske ve mesafeye dikkat etmeyen herkese bulaşma riski olduğu yolundaki söyleminin mi, yoksa Cumhurbaşkanımızın parti kongrelerinde bazı konuşmacılara maskesini çıkarma talimatının mı daha doğru olduğuna karar veremiyor.

Bazen kural tanımıyor: Aşı vurulmuşa da aşı vurulmamışa da bulaşıyor. 20 Yaş altındakilere bazen bulaşıyor, bazen bulaşmıyor.

Dini duyguları zayıf bir virüs: Corona muskası takana da, corona duası okuyana da bulaşıyor. Umreden dönenlerin bir bölümü gayet safiyane "Peygamberin yanından gelene Corona Virüs dokunmaz" dediler ama çoğuna bulaştı, onlar da başkalarına bulaştırdılar. Korona virüse karşı 'mucizevi ikonla' Moskova'yı yerden ve gökten -uçakla- dolaşıp dua eden Rus Ortodoks Patriğinin dualarından da etkilenmedi. En büyük bulaşmalardan birisi Vatikan’daki dini törenlerde aynı kaşıklarla “kutsal su” içirilmesinden nedeniyle yaşandı. Bu gibi durumları fırsata çevirmeyi çok iyi bilen “Yanmaz Kefen”in mucidi, “Her uzuva bir dua” kitabının yazarı Cüppeli bile Covid 19 karşısında aciz kalacağını gördüğünden ne muska, ne dua pazarlamadı. Ne de olsa akıllı adam.

Bu virüs alternatif tıbba da inanmıyor: Ne kulaktan kulağa yayılan elma sirkesi, sarımsak, ne Canan Karatay’ın önerisi olan kelle paça çorbası, ne Cumhurbaşkanımızın önerdiği dut pekmezi onu bulaşma isteğinden vazgeçiremedi.

Toplum bir çıldırmıştık eşiğine geldi: Süper devletler korsanlık yaparak başka ülkelerin ihtiyaç maddelerine el koyuyor. İngiltere'de; virüs yayıyor diye halk baz istasyonlarını yakıyor. Türkmenistan'da "korona virüs", kelimesi kullanana hapis cezası veriliyor. Ekvatorda, ölülerin cesetleri torbalar içinde ölenin evinin önüne atılıp gidiliyor. Konuyla ilgili komplo teorilerinin ardı arkası kesilmiyor. Bazı ülkelerde kimin öleceğini doktorlar tespit ediyor. Dünya Sağlık Örgütü çamaşır suyu içmek Covid-19'u önlemez diye duyuru yapıyor.

Aslında toplum olarak mücadele etmemiz gereken Covid 19’dan ziyade, tehlikenin büyüklüğünü kavrayamayan, hastalığı önlemenin tek yolunun maske, mesafe ve temizlik olduğunu anlamayan ayakkabı giyen virüslerdir. Hele o ayakkabı giyen virüsler yetkili makamdaysa daha da bulaştırıcı oluyorlar.

Ayakkabı giyen virüsler insana dönüşmedikçe daha çok eşimizi dostumuzu kaybedeceğiz…

Salgın biterse en büyük iş psikologlara ve psikiyatristlere düşecek. Benim bu deli saçması yazım bile psikologlara ve psikiyatristlerin işinin ne kadar zor olduğunun göstergesi. Onlara mutlaka gözükmem gerekecek. Tabii onlar da sağlıklı kalabilirse...

*Kanaat önderi, sosyolojik anlamda kitleleri etkileyebilen, onların görüşlerine yön veren kişi demektir. Bu bir gazeteci de, düşünür de, sanatçı da, din adamı da, hukukçu da olabilir. Ancak son zamanlarda ülkemizde bu kavramla; tarikat lideri, gavs, molla vb. dini önderler kastedilmektedir.