Adalet, liyakat, sadakat...

Faruk YÜCER

Zor günler geçiriyoruz.

Sınır, etnisite, din, sosyal statü, zenginlik, fakirlik dinlemeyen bir düşmanın tehditi altındayız.

Korku dağları sardı.

Yüksek perdeden atıp tutanlar, dünyaya hükmedenler, süt dökmüş kedi gibi sindiler.

Emrin olur Corona hazretleri, sen ne emrediyorsan, baş göz üstüne…

Evden dışarı çıkma mı diyorsun,

İnsanlar arasına mesafe mi koy diyorsun,

Okulları, iş yerlerini, camileri, kiliseleri, kapat mı diyorsun,

Hay hay, yeter ki bizden uzak dur, bize bulaşma!...

Küresel bir kriz var, milletler kendi bünyelerinde çözüm arıyor. Tedaviler, kurallar, ilaçlar…

Bütün televizyon kanalları bununla ilgili. Yüzlerce uzmanımız var ama hala sonuç yok şimdilik. İlgili aşının bulunmasını dört gözle bekliyoruz. Bulunmazsa da artık Cübbeli (!) cübbesiz bir kurtarıcıya yalvarıp, çare bulmasını  isteyeceğiz(!) Baksanıza adam rüyasında ‘darbe’ yapılacağını görmüş, muhataplarını da ikaz etmiş.

Şaka bir yana, artık aklı olan herkes  bilmelidir ki, ülkede ilerlemenin yegane unsuru müspet ilimlerdir.

Müspet ilimlerin gelişmesi için de hür iradeli nesillere ihtiyaç var.

‘Dindar, kindar nesil’ diyerek belki iktidar olursunuz ama, çağı yakalayamazsınız. Emperyal devletlerin oyuncağı olursunuz. Akşam sabah talimat ve tehdit alırsınız.

Hür iradeli nesiller ancak hürriyet ortamında yetişir. Baskıcı, ayırıcı, hükmedici ortamda ilmi değerler üretmek mümkün değildir. "Ben yaptım oldu", "ben emrederim", "her şeyi ben bilirim", denen ‘BEN’ler dünyasında; demokrasiden, adaletten, insan haklarından bahsedilemez, adı ne olursa olsun.

Adalet olmayan yerde; feraset olur mu, meşveret olur mu, emanete sadakat olur mu, ehliyet ve liyakata hürmet olur mu? Bu sorulara evet diyebilir miyiz?

Bütün bunlar olmasın, SADAKAT ve BİAT olsun bana yeter (!) Öyle mi?

Hele hele ‘ben’ merkezli siyasete bir de uydurulmuş din sosu, kattın mı değme keyfe…

Artık akıl etmek yok, ezber var. Düşünme yok, taklit var; eleştiri yok, itaat var…

Halbuki indirilmiş din, akıl edin düşünün diyor. ’Aklını kullanmayanın, aklını işletmeyenin üzerine ALLAH LANET YAĞDIRIR (Yunus /100)

Tüm İslam alemi, dini siyasete alet etti. Bu gelenek Emeviler devrinde başladı, hala devam ediyor.

Bu nedenle emperyalist devletlerin oyuncağı oldular. Hiçbir Avrupa ülkesinin birbirini boğazladığını işittiniz mi? Ama müslüman müslümanın tekbir getirerek kellesini uçuruyor.

Gavurlar sınırları açsa bütün İslam aleminin ne yapacağını bilmez miyiz?

Yanlış anlaşılmasın bu sorun İslamda değil, insanda. Bütün semavi dinler ‘dinle’ diye başlarken İslam ‘OKU’ ile başlamış. Okumamışsın, aklını kullananları ‘tekfir’ edip öldürmüşsün. Ebu Hanife’ye "Mezhep İmamım" demişsin ama, EHL-İ BEYİT’e sahip çıktı diye yetmiş yaşında işkenceyle öldürmüşsün.

Rönesans ve Reform hareketleri ile Avrupa, Kilise’nin etkisini kırmış, müspet  ilimlerde Osmanlı ile arasını epeyce açmış. Kanuni’den sonra bu ara daha da açılmış.

Damat İbrahim Paşa, 28 Mehmet Çelebi’yi gelişmeleri incelemek için Avrupa’ya gönderir. Oğlu Sait Çelebi de  Paris’tedir ve matbaa ile ilgilenir. Macar asıllı İbrahim MÜTEFERRİKA 1727 yılında matbaayı kurar. Dini ve ilmi kitapların basılması yasaktır. İlk basılan da Vankulu Lügatı. 1742'de faaliyeti durdurulur. Tam 42 yıl sonra tekrar çalışmaya başlar.

Matbaa’nın icadı 1450 senesindedir. Bize 277 yıl sonra gelebilmiş iyi mi?

Tarihimizde bir de RASATHANE olayı var. O DAHA İBRETLİK.

1577’de Takiyüddin MEHMET Galata’da çok modern bir rasathane kurar. O ara veba salgını başgösterir. Şeyhülislam bir fetva yayınlar: ’Falcılık ve dinsizlik yapan, Tanrı'nın gizine nüfuz etmek isteyen ve  dahi meleklerin bacaklarının seyredildiği bu gavur icadı, VEBA SALGINININ da müsebbibidir’.1580’de Yeniçeriler tarafından yerle bir edilir rasathane.

Dün böyle idi de bugün farklı mı? Televizyondan izledim, ismi bende saklı. Bir ilimizde vatandaşlar toplu olarak  ‘DOLAR DÜŞÜRME’ duasına çıkmışlar. Doların düşmesi için niyazda bulunuyorlar.

Yağmur duasına çıkıldığını biliyorduk da dolar duasını da yeni öğrenmiş olduk. HAMDOLSUN…

‘BÖYLE GECENİN HAYR UMULUR MU SEHERİNDEN?’