ABD'den önce ABD'den sonra...

İdris TÜRKTEN

Çok değil daha bir ay öncesine kadar AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Pınarı Harekâtı” sırasında Türkiye’deki Suriyelilerin tekrar yurtlarına geri dönüşlerini sağlamak için bu harekâtı yaptığımızı ve onlara Suriye’nin kuzeyinde yerleşim alanları açacağımızı geri dönüş yapacak her aile, bahçeli bir eve sahip olacak ve gidip oraya yerleşeceklerinden bahsediyordu. Hatta durum öyle bir noktaya geldi ki; Suriyelileri “Bahçeli Ev” sahibi yapma projesi, gerek sosyal medyada gerekse kahve köşelerinde tartışmalara neden oluyordu.

Türk ekonomisinin dibe vurduğu, Türk insanının ekonomik yönden zorlandığı, işsizliğin giderek tırmandığı üstelik geçim şartlarının zorluğundan siyanürle toplu ölümlerin yaşandığı bir zamanda Suriyelilere bahçeli ev inşası, milletin bir kesimini isyan etme durumuna getirdi.

Ama gelin görün ki, AKP Genel Başkanı Erdoğan, ABD’den döndükten sonra ilk çıktığı televizyon haberlerinde: “Biz Türkiye’deki Suriyeli kardeşlerimizi her gün varil bombalarının patladığı Suriye’ye gönderemeyiz, bu CHP var ya CHP, kardeşlerimizi bile bile ölümün kucağına atmak istiyor ama biz buna müsaade etmeyeceğiz!”mealinde açıklamalarda bulunuyordu. Anlaşılan genel başkan, Hitler'in propogandisti Gobels’in derslerine çok iyi çalışmışa benziyordu. Aksi takdirde bu kadar kısa zamanda olayları ters-yüz edip, kendi açıklamalarını, başka bir siyasi partinin üzerine atamazdı.

Türkiye kamuoyunun işin gerçeğini sonradan öğrendiğine göre; ABD kesinlikle “Barış Pınarı Harekâtı"nın durdurulmasını, Türkiye’deki Suriyeliler'in de, Türk vatandaşlığına geçirilmesini istiyordu. Böylece Suriye sınırında nelerin olup bittiği, sınırdaki mayınlı arazinin neden ve kimler tarafından temizlettirildiği, hafızalardaki sis perdeleri dağıldıkça işin gerçek yüzü ortaya çıkıyordu.

İsrail ve ABD şu işte kesin kararlıydılar ki; Suriye’nin büyük bir bölümü boşaltılacak ve İsrail devletinin sınırları genişletilecek. Hatta hatırlayınız lütfen Türkiye-Suriye sınırındaki mayınlı arazinin de İsrailliler'e temizlettirme projesi vardı ve neyse ki, CHP’nin itirazı neticesinde Anayasa Mahkemesi'nden döndü ama buna rağmen, arazi gene de mayından temizlendi.

Sırada İran’mı var?

Daha önce Suriye’de olduğu gibi şimdi de İran sınırındaki mayınlı araziler temizlettiriliyor, hem de meblağın büyük çoğunluğu (on milyon euro) Avrupa birliği fonlarıyla karşılanıyor. Verilen haber kaynağında, ilk etapta Ağrı bölgesinin mayınlarının temizlendiği haberi veriliyor. Avrupa Birliği Türkiye delegasyonu başkanı büyükelçi Christian Berger, müteakip bir mayın temizleme projesi için ise Türkiye’ye 18,5 milyon euro ek tahsisat için verildiğini söylüyor. Hatta haberde, yapılacak bu tür faaliyetler için yardımların sürdürüleceğini de belirtiyor.

İnsan kendisine şu soruyu sormadan yapamıyor. İyi ama bütün bunlar ne için? Avrupa Birliği ülkeleri bir devlete sırf güzellik olsun diye yardım yapmayacağına göre bunun arkasındaki maksat ne olabilir?

Görüldüğü özere Türk toprakları üzerinde yapılan operasyonlar, Türk milletinin haberi olmadan tıkır tıkır işliyor. 2011'de ABD’nin Suriye’ye müdahalesinden sonra gelen Suriyeliler'in geriye gönderilmesinin ne kadar zor olduğu bilinmesine rağmen, olası aynı hatanın tekrarlanmasının nedenlerini insanımızın bilmesi gerekiyordur sanırım.

Son günlerde İran da petrol zammını bahane ederek sokaklara dökülen İran halkının arkasında birilerinin olduğu kesin bilinmesine rağmen, olaylardan hemen önce sınırımızdaki mayınların temizlettirilmesi sizce de düşündürücü ve manidar değimli?

Öyle ise ne yapılmak isteniyor? İran, Irak, Suriye ve nihayet Türkiye’den de parçalar kopartılarak Kürtler'e ve İsrail’e alan mı açılmak isteniyor ki, emperyalizmin gerçek niyetinin de bu olması biliniyor olmasına rağmen aynı tuzaklara biz neden tekrar düşürülmek isteniyoruz veya düşürülüyoruz?

İran sınırından da bir sığınmacı akını başlarsa Türkiye demokrafik yapısının ne duruma geleceğini artık düşünmek dahi istemeyiz herhalde.

Kalın sağlıcakla...