24 Haziran seçimlerine dair bazı sonuçlar

Ruhittin SÖNMEZ

24 Haziran 2018 seçimleri üzerinden üç hafta geçti. Bu seçimlerin Cumhuriyet tarihimizin en önemli seçimlerinden biri olacağı belliydi.

Nitekim peş peşe gelen Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile devletimiz yeniden yapılandırılmakta. Bu yapılandırma sadece Cumhurbaşkanı / Başkan adıyla anılan tek kişinin imzaladığı kararnamelerle gerçekleşmekte.

Sistemde öyle bir değişim yapıldı ki, “biz millet olarak bir kişiyi seçtik, geride kalan her şeyin seçimini ve kararını o kişinin yapmasına razı olduk” havası var.

En köklü değişimler, en radikal yetki devirleri TBMM’ne uğramadan tek kişinin kararı ile hayata geçirilmeye başlandı.

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile Bakanlar Kurulunun, Yüksek Askeri Şura’nın bütün yetkileri Cumhurbaşkanına devredildi. Rektör seçimleri kaldırılarak rektörler Cumhurbaşkanı tarafından atanmaya başlandı. Milli Kütüphane, Devlet Tiyatrosu gibi kurumlar kapatıldı. Daha neler neler oldu, olmakta?

Bu arada OHAL uygulamasının uzatılmamasına karar verildi. Ancak OHAL yerine AK Parti grubunun TBMM’ne sunduğu yasa teklifi ile Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanununda yer alan bireysel hakların kullanımıyla ilgili kısıtlamalar artacak. Bu yasa ile Türkiye’nin demokrasi yönünden özürlü bir ülke görüntüsü kazanacağından endişe ediliyor.

Bir yandan ülkemizde neler olmakta bunu çok iyi izlemek; bir yandan da bu sürece nasıl geldiğimizi anlamak, seçim sürecinde dikkatimizi çekmeyen bazı hususları yeniden gözden geçirmekte fayda var.

****************************************

SEÇİM KAMPANYALARIN BAŞARISI

IPSOS Sosyal Araştırmalar Şirketinin yaptığı anket verilerinden bazı hususlar dikkat çekici.

Önceki seçimlerde, genellikle seçmenin yüzde 90-95’e yakın bir kesimi seçimden iki ay kadar önce kararını vermiş olurdu.

Bu seçimlerde kararını iki aydan önce vermiş olan seçmen sayısı yüzde 75 olmuş. Son bir ay ile iki ay arasında karar veren yüzde 8, son bir hafta ile bir ay arası karar veren yüzde 5, son bir hafta içinde karar veren yüzde 6 ve sandık başında karar veren yüzde 5 olmuş. Yüzde 1 cevap vermeyen seçmen oranı.

Son iki aylık seçim kampanyası süresince karar veren kitlenin yüzde 24 gibi yüksek bir oran olması çok önemli.

Seçimlerin kaderini değiştiren bu kitlenin kararlarında, partilerin ve Cumhurbaşkanı adaylarının yürüttükleri seçim kampanyasının etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Hemen hemen bütün anket firmaları seçimden önce Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu bildiriyordu.

Seçimden bir ay öncesine kadar yapılan anketlerde CHP yüzde 19-20, İYİ Parti yüzde 15-18, MHP ise yüzde 7 civarında görünüyordu. Meral Akşener’in partisinin oyundan yüzde 5-10 kadar fazla oy alacağı öngörülüyordu.

Neler oldu da bir ay içinde CHP oyları yüzde 22,65 ve MHP yüzde 11,10 oldu da, İYİ Parti yüzde 9,96’ya, Meral Akşener yüzde 7,3 oy oranına düştü?

Elbette 7 ay önce kurulmuş olan, seçime ilk defa giren ve dünyanın en adaletsiz bir seçiminde, kendisine uygulanan medya ambargosu ve karartmalara rağmen İYİ Parti’nin aldığı oy oranı başarısızlık değildir.

Ancak gelecekte iddiasını sürdürebilmesi için İYİ Parti’nin hem kendisinin ve hem de rakiplerinin seçim kampanyalarının strateji ve uygulamasındaki bütün detayları incelemesinde fayda var.

İYİ Parti’nin Afyon’da yapacağı çalıştayda bu konunun kapsamlı bir şekilde değerlendirileceğini sanıyorum.

********************************

LİDER VE PARTİSİ

Ipsos’un anketinde “Oy tercihinizde en etkili unsur partinin kendisi mi, lideri mi, politikaları mı?” sorusuna verilen cevaplardan Ak Parti’nin tam bir lider partisi olduğusonucu çıkıyor.

Ak Parti’ye oy veren seçmenlerin yüzde 71’i için oy vermesinde partinin lideri Tayyip Erdoğan etkili olmuş.

Liderin en fazla etkili olduğu ikinci parti İYİ Parti. İYİ Parti’ye oy verenlerin yüzde 43’ü partinin lideri Meral Akşener sebebiyle oy vermiş.

Bu oranlar HDP’de yüzde 36, MHP’de yüzde 29, CHP’de yüzde 21 olmuş.

Demek ki MHP ve CHP ideolojik yönleri ağır bastığı için, seçmenlerinin çoğu partinin lideri kim olursa olsun partinin kendisi ve politikaları sebebiyle oy veriyor.

İYİ Parti’de Meral Akşener’in çok önemli bir liderlik etkisi olduğu açık. Ama İYİ Parti, Ak Parti gibi yalnızca lidere dayanan bir parti değil.

Meral Akşener’in Cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinin oyundan yüzde 2,5 daha az oy alması Akşener’in liderliği ile ilgili bir sonuç değildir.

24 Haziran’da Maurice Duverger’in 60 yıl önce yayınlanan kitabında belirttiği bir durumu yaşadık. “Başkanlık sistemlerinde her zaman görülen bir şekilde, başa yarışan iki aday etrafında oy birikmesi” gerçekleşti.

Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi bu gerçeğin farkında olduğu için, Meral Akşener’e karartma uygulanırken; birinci turda da, ikinci tura kalınması halinde de kendisine karşı kazanması mümkün olmayan Muharrem İnce parlatıldı.

Partiler arası oy geçişkenliği konusu ayrıca incelenmeye değer bir boyuttur. Şimdilik bu konuyu İpsos verileri ışığında değerlendiren Hürriyet Gazetesi yazarı Sedat Ergin’in sonuç cümlesiyle özetleyelim:

“Özellikle sağ partiler arasında önemli bir oy geçişkenliğinin yaşandığını söylemek mümkündür.

Bu geçişkenlikte trafiğin iki yönlü olarak en yoğun yaşandığı parti MHP’dir.

İYİ Parti de HDP dışında herkesten oy alabilme kapasitesiyle dikkat çekiyor.”