1. YAZARLAR

  2. Duygu SUCUKA

  3. Yörükler, Göçerler ve Yörük Ali...
Duygu SUCUKA

Duygu SUCUKA

Yazarın Tüm Yazıları >

Yörükler, Göçerler ve Yörük Ali...

A+A-

Benim sitemim var devlete...

Benim sitemim var Yörük sivil toplum kuruluşlarına...

Benim sitemim var Yörüklerin kendilerine...

Benim sitemim var Göçerin, Yörüğün derdini dinlemeyen, sesini duymayan her kesime...

Devlete sitemim var;

Çünkü kendine hiçbir yükü olmayan, ülke ekonomisine devamlı katkı sağlayan Yörük ve göçerlerin sorunlarına anında, zamanında ve yerinde cevap veremediği için. Onların zor yaşamlarını bir nebze olsun kolaylaştırmak, ihtiyaçlarına yardımcı olmak yönünde çalışmalar yapmadığı için. Onları dinlemek gerek önce. Sormak gerek. Ne istediğini bilmek gerek. Mesela Sayın Cumhurbaşkanı periyodik olarak muhtarlarla sarayda toplantılar yapıyor, bir kez olsun Yörükler için de aynı uygulamayı yapsa. Hani şu şehirlerde kurulmuş, göçebe hayatı yaşamayan derneklerle değil, bizzat 12 ay çadır hayatı süren ve gerçek manada göçer olan insanlarla yapsa böyle bir toplantı ve sorsa onlara sizin için ne yapabilir devlet diye. Devlet adına en alt kademede herhangi bir orman şefinin onlarla muhatap olması çoğu zaman çözüm getirmiyor ne onlara ne de devlet adına.

Yörük derneklerine, vakıflarına, birliklerine, federasyon, konfederasyon her ne varsa bu alanda, sitemim var;

Çünkü kara çadırda (son zamanlarda bu gelenek de bozulmuş, kara çadırlar mavi beyaz bez çadırlara dönmüş çoğu yerde) 12 ay göçebe hayatı süren, göçerliği gerçek manada yaşayan Yörük ve göçerlere destek olmakta zayıf kalıyorlar. Falanca Yörük aşireti bir sıkıntı yaşadı ya da haksız ceza yedi ya da yerel yetkililer tarafından mobbing uygulandı ya da herhangi bir biçimde taciz edildi gibi sebeplerle mücadele veren, sesini yükselten bir Yörük derneği var mıdır? Varsa da sesi cılız kalmış duyulmamıştır. Türkiye’de en az 500-600 Yörük Derneği olduğu söyleniyor. Bir araya gelebilseler, birbirleriyle uyum içinde olabilseler muazzam bir güç oluştururlar. Neden olamıyor bu? Çünkü bizde sivil toplum demek siyaset demektir. Siyaset varsa sivil irade yoktur. Demokratik baskı unsurları oluşamaz. Yörük sivil toplum kuruluşları arasında en büyük rekabet yaz aylarında yayla şenlikleri düzenleme konusunda yaşanıyor. İyi güzel bu da olmalı. Yörük kültürünün devam ettirilmesi için geleneksel yayla şenlikleri önemli. Ancak Yörük sivil toplum iradesi, Göçer-Yörük sorunlarının dile getirilmesi ve çözümünde de etkin olabilmelidir. Etkin olabilmesi için bizzat o insanların dünyasına girebilmek gerekir, uzaktan bakmak değil.

Yörüklerin kendilerine sitemim var;

Çünkü birbirleriyle geçinmeyi bilemiyorlar. Kusura bakmasınlar, yıllardır alan çalışması yapıyoruz ve bizzat tanık olduğumuz bir durumu dile getirmeye çalışıyorum. Mesela falan Yörük aşireti ya da ailesi, filan Yörük ailesini ya da aşiretini hiç sevmez. Birinin bir sorunu mu var, başına bir olumsuzluk mu gelmiş, diğerini onun yanında görebilmek ne mümkün. Yapma be Yörük kardeşim. Görüyorsun senin dışındaki hiçbir kesim seni umursamıyor, hatta hor görüyor. Öyleyse herhangi birinizin herhangi bir sorununda bir araya gelmeyi, dayanışma içinde olmayı başarabilmelisiniz.

Yörük ürünlerini tüketenlere sitemim var;

Çünkü organik üretim yapan bu insanlara sahip çıkmıyorlar. Bu Yörük ve Göçerler muazzam üretim yapıyorlar. Hem de organik üretim. Et, süt, yoğurt en basiti olanlar. Diğer tüm kesimler onların üretimini farkında bile olmadan tüketiyorlar. Ama bizim toplumda gemisini yürüten kaptan anlayışı olduğu sürece kimse kimsenin umurunda olmaz. Bu anlayışın değişmesi en büyük arzumuz olmalıdır.

Sitemleri bırakıp konuya gelecek olursak, yaptığımız son Yörük çadırı ziyaretini kısaca anlatmak istiyorum.

***

11 Temmuz 2019 günü, Konya’nın Hadim ilçesi yaylalarında yaz aylarını geçiren Yörük beyi Ali Uçar’ın ailesini ikinci kez ziyaret ettik. İlk ziyaretimiz 19 Temmuz 2018 günü idi. Bir kez de 17 Ekim 2018 günü göç kaldırmaya gitmiştik. Dolayısıyla bu obaya üçüncü gelişimiz oldu.

Yörük ailesini ziyaret etmeden önce Hadim ve Taşkent’te yerel yönetimleri ziyaret etmek istedik. Her iki ilçenin kaymakamları ve belediye başkanlarını da davet etmiştik bu çadır toplantımıza. Taşkent Kaymakamı Sayın Mehmet Furkan Taşkıran ve Belediye Başkanı Sayın Osman Arı bizimle birlikte bu ziyarete katıldılar. O insanların mağduriyetini yerinde incelediler, sorunlarını dinlediler, görüş ve önerilerde bulundular. Duyarlılıkları için teşekkür ediyoruz. Burada konu dışı, Sayın Osman Arı için bir söz; ‘Partisi önemli değil siyasetçi onun gibi olmalı’.

'Kuş Ali' lakabıyla anılan Ali Uçar, 6 yıldır kaldığı bu obayı bu yıl çok rahat kullanamadığını, bu konuda sıkıntıları olduğunu belirtiyor. Bu yaylalar ne muhtarların, ne de kişilerin değil devletin kontrolünde olmalıdır. Ve devlet üreticiyi koruyup kollamak sorumluluğunu taşımalıdır.

Kaldıkları obalarda, geçtikleri yollarda, üretimleriyle ilgili pazar konusunda önemli sorunları var tüm Yörüklerin. Yıllardır bunları vurguluyoruz ama bu sorunlarına el atılmış değil. Yörüklerin sahipsiz bırakılması nedeniyle yerelde şahısların inisiyatifine ya da insafına kaldığı, etkili ve yetkili kişilerce kadim yaylalarına alınmadıklarına ilişkin duyumlarımız dahi oluyor. Maddi imkânı olmadığı, istenen kira bedelini ödeyemediği için, göç yoluna geç çıkanları bile var.

Ne bir göç haritası, ne bir Yörük-Göçer datası, ne bir Yörük kültür araştırması, ne de bu alanda bir yasası olan ülkemde bu konuya önem verilmesi önem arz etmektedir. Türkiye’nin Trakya ve Karadeniz dışındaki hemen her yerinde, yılın 12 ayında çadır hayatı yaşayan ve gezici hayvancılık yapan Yörük-Göçer potansiyeli mevcuttur. Bu değerlerimizin farkında olmak, onlara uzanmak durumundayız. Onlardan yeteri kadar faydalanabilmek hedef olursa bu hem onların, hem toplumun, hem ülkenin yararına olacaktır...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.