1. YAZARLAR

  2. Serdar ÇAKAN

  3. HALA FABRİKA SATILIYOR
Serdar ÇAKAN

Serdar ÇAKAN

Platform
Yazarın Tüm Yazıları >

HALA FABRİKA SATILIYOR

A+A-

Mesele 1970’lerde başladı.

Büyük hacimli küresel sermaye, ulus devletlerin yerüstü ve yeraltı kaynaklarına, üretim tesislerine, iş gücüne ve piyasalarına el koymak için “özelleştirme” adı altında kendince parlak bir fikir geliştirdi.

Ancak bir sorun vardı. Ulus devletler, ellerindeki kaynakları devretmekte gönülsüzdüler! Küresel sermayenin ağababaları, devletlerin kendilerine itiraz edemeyecekleri yapılar tarafından yönetilmesi gerektiğini fark ettiler. Düğmeye basıldı. Bizimkine 80’de bastılar.

Türk Milleti, özelleştirme projesine uzun yıllar soğuk baktı. 2000’li yıllara kadar elinden geldiğince direndi.

2002’den sonra gemi azığa aldılar. Bu sayede Türk Milli Piyasaları üzerindeki koruma kalkanları kaldırılmış ve uluslararası sermaye için geniş alanlar açılmıştır.

Türkiye, bu tarihten itibaren özelleştirmeler ve hizmet sözleşmeleri (taşeron)yolu ile uluslararası yatırımcılarabirbirinden imtiyazlı ve karlı imkânları altın tepside sunar oldu. Sanki kapitülasyonlar geri gelmişti!

Özelleştirme ve taşeron hizmet alımları, gelişmekte ülkelerde beklenmeyen problemlere yol açmıştır. Neoliberal politikaların uygulandığı ülkelerde dış borç yükü artmış, işsizlik hortlamış, piyasa güveni sarsılmış, hesap verilebilir, şeffaf bir kamu yönetimi düzeni kurulamamış ve yolsuzlukların çığ gibi büyümesi önlenememiştir.

Dünyada genel olarak “küçük devlet, güçlü piyasa” söylemi ile yürütülen içten pazarlıklı faaliyetler ülkelerin yapısal bütünlüğünü tehdit eder hale getirmiştir.

Dünya Bankası 1992 (Governance& Development) ve 1997 (TheStateIn A Changing World) yıllarında yayımladığı iki farklı raporda; özelleştirmeler ile devletin kapasitesinin ve etkinliğinin düştüğüne, keyfiliğin arttığına, hesap verilebilirliğin (şeffaflığın) azaldığına ve rekabetin sekteye uğratıldığına ve hatta hukuksal – kurumsal yapıların zarar gördüğüne dikkat çekmiştir.

Anlayana sivrisinek az, anlamayana davul zurna az!

Bir çoğumuzun kabul edeceği gibi noeliberal politikalar, asla demokratik olamamıştır. Aksine devlet malını ve imkânlarını “ulusal ve uluslararası şahinlerin” eline teslim ederekdeyim yerindeyse; yerel insanların ucuz emeğini ve hayallerini sermaye ağababalarına peşkeş çekilmesine sebep olmuştur.

Oysa halihazırda dünyada özelleştirme operasyonları ile gerçekleştirilen devletten – özel sektöre (siz onu milletten – önce yandaşa, sonra küreselciye diye okuyunuz) imtiyaz transferinin devletleri zayıflatıcı ve uzun vadede yıpratıcı olduğu üzerine bilimsel çalışmalar yapılıyor.

Dünya Bankası’nın devletlere tavsiyesi: Kontrolü yeniden devletin ele alması ve etkin kontrol mekanizmaları kurarak, devlet, piyasa ve sivil toplum kuruluşları arasında demokratik bir çalışma ortamı oluşturulmasıdır.

Taşeron işçilere yönelik yasa çıkınca iktidarın nihayet meseleyi anladığını ve “imana geldiğini” zannetmiştim. Şeker Fabrikalarının satılması gündeme gelince anladım ki:

Hayır, öyle değilmiş!

Oyun devam ediyormuş!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.